Dilimizde ‘sanmak’ kavramı ile ilgili olarak kaynaklarımdan ulaşabildiğim deyimlerimiz şöyle:

akıl hocalığı taslamak

İşte doğruyu, iyiyi gösterdiğini sanmak

akıllı geçinmek

Kendini çok akıllı sanmak

ateş böceği görse yangın sanmak

Aşırı derecede büyütmek

ayağında potin olanı zengin sanmak

Görünüşe, abartıya aldanmak

Bilen bilir bilmeyen de iki dal mercimek /bir tutam ot sanır.

İşin iç yüzü bilindiği gibi değil.

canım dese canın çıksın diyor sanmak

Birinin en gönül okşayıcı sözleri bile kendine dokunmak, batmak; söylediği en güzel sözler bile küfür gibi algılanmak

cevahir /cevher yumurtlamak

Çok güzel sözler söylediğini sanarak saçmalamak

deve kuşu gibi başını kuma sokmak /gömmek

1. Bir tehlike, bir olay karşısında faydalı olmayacağı apaçık ortada olan kaçamak bir yola sapmak 2. Başkalarını aldattığını sanarak kendini aldatmak

Elifi görse mertek, mimi görse çomak sanır. / Elifi görse direk bâbı görse mertek sanır.

Cahil, okuması yazması yok(tur).

eşeğe binmeden ayaklarını sallamak

Bir iş henüz tasarı aşamasındayken onu gerçekleşmiş sanıp sevinmek

fasulye gibi kendini nimetten saymak

Kendine çok değer vermek, kendini bir şey sanmak

gibi gelmek / gibisine gelmek

Sanısını uyandırmak, sanmak, (...) gibi görünmek

gökte ararken yerde bulmak /gökte isteyip yerde bulmak

Çok güçlükle ele geçirebileceğini sandığı şeyi veya kimseyi ummadığı zamanda birdenbire bulmak

g.tü /kıçı kalkmak

Kendini bir şey sanmak, büyüklük taslamak

Hacı sandığımızın haçı koynundan çıktı.

Biz kendini iyi bilirdik, meğerse kötü bir insanmış; kendini gizlemiş.

hastalık hastası

Hastalığı olmadığı hâlde, kendinde sürekli olarak birtakım hastalıklar olduğunu sanan kimse

hüsn ü kuruntu

İhtimali olmadığı hâlde güzel bir şeyin olacağını sanma, buna kendini inandırma

Kadı kızı Kadire geldi çıktı sedire.  

Kendini soylu sanıp beğenerek iş görmüyor ama başköşeye kurulmasını da biliyor.

Karaca kuraca gördün de kuzgun yavrusu mu sandın.

Görünüşe aldanma!

Karamürsel sepeti sanmak

Bir kimse veya şeyi ufak, önemsiz saymak

kendini bir şey sanmak

Kendini olduğundan değerli görmek

öyle gelmek

Onu öyle sanmak, o şey onda öyle olduğu inancını uyandırmak

Üstümü unlu gördün de değirmenci mi sandın / Üstümü unlu gördün de değirmenci eniği mi sandın.

Görünüşüme bakarak ön yargıya kapılma

üstüne almak

1. Bir işi yapmayı kabul etmek 2. Onu vazife bilmek 3. Olumsuz bir sözün ya da kaba bir davranışın kendi için söylenmiş ya da yapılmış olduğunu sanarak bundan tedirginlik duymak

yüzüne tükürseler yağmur yağıyor sanır.

Çok arsız ve onursuz

zararlı çıkmak

1. Bir işin sonunda değerli sanılan bazı şeyleri yitirmek 2. Zarar etmek