Sevgi; ruhun/gönlün hayır olarak kabul ettiği bir şeye meyletmesidir. Bu da iki kısma ayrılır: Birincisi fıtrî olup insanlarda da hayvanlarda da görülen sevgidir. İkincisi ise ihtiyârî olup yalnız insana has olan sevgidir” ( Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, s.214).
Sevgi muhabbet kelimesi ile de ifade edilmiştir. Sevgiyi yaratan Allah’tır. O halde insanın önce kendisini yaratanı sevmesi, O’nun sevdiklerini sevmesi, sevginin-muhabbetin anlamlı hale gelmesi demektir.
Asıl sevgi, yaratanı sevmekle anlam bulur, değer kazanır. İnsanların sosyal hayatlarını düzenleyen Hucurat suresinin ilk ayeti çok dikkat çekicidir: “Ey iman edenler! Allah’ın ve Peygamberinin önüne geçmeyin. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir” (Hucurat 49/1).
Hz. Peygamber (s.a.v.) ile Hz. Ömer (r.a.) arasında geçen şu konuşma gerçek, isabetli ve anlamlı sevginin ne olduğunu bizlere öğretiyor:
Hz. Ömer:
-“Ey Allah’ın Rasulü! Ben sizi canımdan başka her şeyden daha çok severim” dedi. Peygamberimiz:
- “Hayır ey Ömer, canımı kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, beni canından daha çok sevmedikçe olgun mümin olamazsın” buyurdu. Peygamberimizi dikkatle dinleyen Hz. Ömer:
-“Ey Allah'ın Rasulü, vallahi ben şimdi sizi canımdan da daha çok seviyorum” deyince Peygamberimiz:
-“İşte Ya Ömer, şimdi olgun mümin oldun” buyurdular (Buhârî, “Îmân”, 9).
Allah sevgisi ile Hz. Peygamber sevgisini birbirinden ayırmak mümkün değildir. Rabbimiz kitabında bu sevginin ölçüsünü bizlere şöyle ifade eder:
“De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım-akrabanız, kazandığınız mallar, durgunluğa uğramasından endişe ettiğiniz ticaretiniz ve hoşlandığınız meskenler size Allah’tan, Peygamberinden ve O’nun yolunda cihattan daha sevimli ise, artık Allah buyruğunu (kıyameti) gerçekleştirinceye kadar bekleyin; Allah günaha saplanmış kimseleri hidayete erdirmez” (Tevbe 9/24).
Rabbimizin, bu sevgiye nail olmanın Peygambere tabi olmakla mümkün olacağını ifade etmesi, iki sevginin birbirine bağlı olduğunu bize gayet açık bir şekilde göstermektedir:
“Ey Muhammed! De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız, bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir” (Âl-i İmran 3/31).
Allah ve Rasulünü sevmenin imanın tamama ermesinin bir göstergesi olduğunu ifade eden şu hadis-i şerif ise, Allah ve Peygamber sevgisinin ne derece kıymetli olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır:
Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Üç özellik vardır; bunlar kimde bulunursa o, imanın tadını alır:
Allah ve Rasulünü her şeyden çok sevmek,
Sevdiğini Allah için sevmek,
Allah kendisini küfür bataklığından kurtardıktan sonra tekrar küfre dönmeyi, ateşe atılmak gibi çirkin ve tehlikeli görmek” (Müslim, İman, 67).
Ramazan ayı Allah’a ve Peygamberimize olan sevgimizi yeniden gözden geçirip, artırdığımız bir ay olsun. Allah’a ve Peygamberimize olan sevgimizin en büyük göstergesi, emirlerine uymak ve yasaklarından uzak kalmakla olur. Rabbimiz Ramazanımızı hayırlı ve bereketli eylesin… Bizleri rızasına uygun yaşayan kullarından eylesin…
Aşır TOPRAK
Vaiz
MEAL OKUYORUM
Doğru terazi ile tartın. İnsanların hakkı olan şeyleri kısmayın, bozgunculuk yaparak yeryüzünde karışıklık çıkarmayın.
(Şuarâ, 26/182-183)
HER GÜNE BİR HADİS
“Müslüman, Müslüman’ın kardeşidir. Ona hainlik yapmaz, ona yalan söylemez, onu zor
durumda yüzüstü bırakmaz…” (Tirmizî, Birr, 18)
GÜNÜN DUASI
Allah’ım! Beni önümden, arkamdan, sağımdan, solumdan ve üstümden (gelebilecek her türlü bela ve musibete karşı) muhafaza eyle. Altımdan kahrına uğramaktan (depremden) senin azametine sığınırım.” (Ebû Davud, Edeb, 110; İbn Mâce, Dua, 14)
BİR SORU-BİR CEVAP
Ticaret malının zekâtı kendi cinsinden ödenebilir mi?
Ticaret mallarının zekâtı, malın değeri üzerinden hesaplanıp parayla verilebileceği gibi, malın kendi cinsinden de verilebilir (Fetvalar,DİB Yay.syf.239)