Sen-Siz Olmaz

13 Ocak 2021 15:43
A
a
Ercan Kardeşler Kuyumculuk
''Ayrımcılığın her türlüsüne karşıyım.''  isimli  dillere pelesenk olmuş afili bir sözümüz  vardır.  Zihni en dar olan bile,  hiç utanmadan sıkılmadan kullanır bu cümleyi, öylece,  had aşımından hallice.
Ayrımcılık hadisesini; salt  dil, din, etnik köken, mezhep gibi  unsurlar üzerinden okumak,  sığ bir düşünceye odaklar bizleri.  Sözlü iletişimde  bilhassa kullanılan bazı  hitabete dair  sözcükler de  ayrımcılığa giden yolları bile isteye açabilir.  
İnsan zihni bulduğu, gördüğü, bildiği ne varsa kategorileştirmeye  meyillidir. Tabii ki en başta da türdeşi olan insanı! Bu noktada temel ayrıştırıcımız olan  statü devreye girer. Mevcut ve olası statüler üzerinden her bir birey olması gereken yere konumlandırılır. Güç ve  kudret sahibi olanlar bir yerde,  olmayanlar ise başka bir yerdedir artık.
Kişinin toplum içinde ki statüsünü belirleyen birçok faktör vardır.   Kılık kıyafetten,  sahip olunan kamusal figüre, alınan eğitimden, kullanılan arabaya kadar  birçok yaşamsal enstrüman  statünün belirleyicisi olabilir. Sözlü iletişim ise tam da bu noktada devreye girer. Daha doğrusu mecbur kalır.  İtina ile konumlandırılmış toplumsal statülerin, olası itibar kayıplarına maruz kalmaması adına üzerine düşen görevi layıkıyla yerine getirir. Sözlü iletişim, hitap başlığı adı altında genel hatları belirler, her durumda beden diliyle desteklenip,   durumu netleştirir.
Sözlü iletişimin yazılı olmayan  kuralı gereği;  kişi,  sosyal statüsü   üstte olanlara   siz  diye hitap eder,   alt statüde olanlara ise sen deyip geçer.  Bu pratik çözümleyici, bir diğer adıyla statü vurgulayıcısı hayatın her alanında kendine aktif bir rol biçmektedir.
Hadi  şimdi gelin,   aşina olduğumuz hayat içi durumlar üzerinden,  ayrımcılık temalı sen-siz mevzusuna bir bakalım.
 
 
Misal, bir banka şubesinde gidelim. Burada görülecektir ki,  müdür insanı, şubede ki personel  insanlarına gönül rahatlığıyla  sen diye hitap edebilmektedir, ama   personel insanı katiyetle müdür insanına sen diye hitap edemez.  Oldu ya,  bu adı konmuş bilindik çelişki ihlal edildi, bu durumda  müdür insanın hassas egosu devreye girer ve  personel insanının   içine ansızın bile isteye bir sıkıntı düşer. Şimdi diyebilirsiniz ki  çalışma hayatında ast üst ilişkisi vardır ve bu durum gayet normaldir. Bakınız, banka şubesi, a şirketi b şirketi  şurası burası fark etmiyor. Siz çalıştığınız yerde ki bir  amire ya da müdüre siz diye hitap ederken,  karşı tarafın size  sen diye hitap etmesi hiyerarşinin diliyle açıklanabilecek bir durum olamaz. Bu ancak,   altı   kırmızı kalemle bilhassa  çizilmek istenen    statü farkının söze vurulması hadisesidir. Bir üstün kendisine siz diye hitap eden bir çalışanına siz diliyle karşılık vermesi, doğru olduğu kadar samimi de bir yaklaşımdır.
Sen - siz temalı statü vurgulayıcısıyla  kamu  dairelerinde de  karşılaşabiliyorsunuz.  Kamu çalışanlarında,  sosyal statüsünün  yüksek olduğunu düşündükleri insan türüne siz diye hitap ederken, tam aksini düşündüklerinde ise  sen diye seslenebiliyorlar.
SİZ'li iletişimden SEN'li iletişime geçilecekse bu karşılıklı ve eş zamanlı olmalı ki sevimli bir üslup egemen olsun  tüm insani ilişkilere.

ÖNEMLİ NOT 1: İkili ilişkilerde,  taraflardan birinin  gösterilebilecek olası bir samimiyeti istismar edebilme ihtimaline karşın  muhatabın  ısrarlı ve haklı duruşunu temsil eden ''sizli bizli''  sözsel yaklaşımı    bu yazımın kapsamı dışındadır.

ÖNEMLİ NOT 2: Birbirini tanımayan insanların,  bir şekilde diyalog kurmaları gerektiği zamanlarda, sizli bizli konuşması olması gereken saygının çerçevesini belirler ki bu durum da söz konusu bu yazımın konusuna dahil değildir.  

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat