El emeği göz nuru olarak bilinen yorgancılık sanatı unutulan meslekler arasında yer alıyor. Eskişehir’de küçük yaşta çırak olarak başladığı yorgancılık işinde yıllardır çalışan Şentorun, Son yıllarda fabrikasyon ürünlerinin artmasından dolayı mesleğinin yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalmasından dert yakındı.

ARTIK HERKES HAZIR YORGAN ALIYOR

El emeği göz nuru olarak bilinen yorgancılık sanatı unutulan meslekler arasında yer alıyor. Eskişehir’de küçük yaşta çırak olarak başladığı yorgancılık işinde yıllardır çalışan Ekrem Şentorun, “Çırak da kalmadı. Çünkü artık herkes hazıra dönüştü. Hemen alıp geçiyor. Kişi ailede eğer görmediyse hazır yorganın ve dikilme yorganın arasındaki farkı talep çok zor. Yani böyle hazır yorgan devam eder” dedi.

FABRİKASYON YORGANLAR SAĞLIKLI DEĞİL

Yün yorganların, elyaf olanlara göre daha sağlıklı olduğunun, geleneksel ellerle yünün birçok hastalığa iyi geldiğine dikkat çeken Ekrem Şentorun, “Hazır yorganları kullandığınız zaman rahat uyuyamazsınız çünkü yünden yapılmadığından kaynaklanıyor. Bizim yaptığımız yorganlar bir asır kullanılıyor. Yaptığımız ürünün garantisini veriyorum. Fabrikasyon olan elyaf yorganlar sağlıklı değil. Hazır yorganları kullandığınız zaman rahat uyuyamazsınız çünkü yünden yapılmadığından kaynaklanıyor. Bizim yaptığımız yorganlar bir asır kullanılıyor. Yaptığımız ürünün garantisini veriyorum. Fabrikasyon olan elyaf yorganlar sağlıklı değil. İnsanları hasta edecek türdeler. Yün yorganın daha sağlıklı olduğu biliniyor. Yün, insanları terletmeyen ve romatizma gibi birçok hastalıklarına iyi geldiği biliniyor. Anadolu bölgesinde de sıklıkla kullanılıyor” ifadelerini kullandı.

Yorgan fiyatına da değinen Şentorun,”Ebadına göre değişiyor ama standart olarak şu anda 200 ile 250 TL arası dikiyoruz.  Ama daha battal yorgan dediğimiz olursa onların fiyatları daha yüksek oluyor” dedi

Yorgan ustası olan ve Ekrem Şentorun’un yanında dikim yapan Gökhan Lofçalı Yorgan dikimi şöyle anlattı:

”Yapım aşaması, önce ki gün makineden geçiyor. Taraftan geçiyor. Ondan sonra Kumaşı dikiliyor. Kumaşı hazırlanıyor. Yere seriyorsun. Yavaş yavaş döşüyorsun yani değnekten, sopadan. Düzenliyorsun. Ondan sonra sopalıyorsun. Etrafına servis atıyorsun. Sonra dikmeye başlıyorsun.”

BİR MESLEK BİR BİLEZİK

Meslekte yetişen bir çırak olmadığını dile getiren Lofçalı,” Ama bana destek olursa bir dernek kurulur, bir şey olur. Elinden gelen her şeyi yapar. Yetiştirmiyor. Bayanlar olsun. Erkekler olsun. Ben elimden gelen her şeyi yaparım yani yetişen yalan yok yani. bana destek olunursa bir dernek kurulur. Bu kadar güzel mesleklerimiz varken gençlerimiz sürekli masa başında iş istiyor. Bu meslek olması şart değil. Bizim büyüklerimize derki bir meslek kolunda bir altın bilezik demektir. Bir kenarda kalsın. İleriki zamanda. Yani dar da kalınırsa bununla evi geçindirebilirsin” ifadelerine yer verdi

Editör: Anıl Aksoy