Ragıp Ferda Aydınalp

Vecihi Hürkuş

21 Ocak 2021 12:33
A
a
Ercan Kardeşler Kuyumculuk

Köşemizde üzerinde sıklıkla üzerinde durduğumuz tespitlerden biri de geçmişimizle barışık olmadığımız, tarihi şahsiyetlerimize yabancılaştığımızdır. Gerek milli tarihimize gerek dünya tarihine adını altın harflerle yazdıran tarih şahsiyetlerimizi tanımıyor, yaptıklarından ilham ve örnek almıyoruz. Özellikle son kırk yılımızı değerlendirdiğimizde bilmemiz gereken gerçek kahramanlarımız ne sosyal hayatımızda ne de gençlerimizin ideallerinde yoklar.  Bu nedenle de sorunlarımızı aşmada gecikiyoruz.
Türk havacılık tarihinin en önemli isimlerinden biri olan merhum Vecihi Hürkuş da çok haberdar olmadığımız, ülke gündeminde olmayan, gençlerimizin bilmediği bir mümtaz şahsiyet.  Dehası ile dikkat çeken, fen bilimlerine olan merakı ve bu bilimlere hakimiyeti, makinelerle olan yakınlığı ile tanınan Vecihi Hürkuş ilk yerli Türk uçağı yapan kişidir. Bu hafta Vecihi Hürkuş’u sizlere tanıtacağız, Hürkuş’un havacılık tarihimizdeki önemi ver yeri üzerinde duracağız.
Pilot, mühendis ve müteşebbis olan Vecihi Hürkuş (6 Ocak 1896, İstanbul – 16 Temmuz 1969), Türk havacılık tarihinin en önemli isimlerinden biridir. Yüce Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘İstikbal göklerdedir’ özdeyişinin çok iyi özümsemiş olan Hürkuş, ülkemizin ilk uçak tasarımcısı ve uçak üreticisidir; özellikle gençlere anlatılması ve açtığı yoldan gidilmesi gereken bu ünlü Türk havacı Türkiye’nin ilk yerli uçağını üretme başarısını -özverili çalışmaları neticesinde ve tüm engellemelere rağmen- göstermiştir.
İstanbul doğumlu Vecihi Hürkuş savaş tarihimizde de önemli başarılara imza atmıştır. 1. Dünya Savaşı’nda harp ile tanışan Hürkuş, savaşı sırasında pilot brövesi alarak 7. Tayyare Bölüğü’nde Ruslara karşı harekata katıldı, başarılı keşif ve bombardıman uçuşları ile dikkatleri çekti, girdiği bir hava muharebesinde de bir Rus uçağını indirdi. Aldığı yara sonrasında  İstanbul’a dönen bu kahraman asker, Yeşilköy’deki Tayyare Mektebi’ne girerek pilot olarak mezun oldu. Havacılığa yürekten bağlı bu Türk gencini memleket semaları da bekliyordu…
Türk maviliklerinin yiğit ve maharetli pilotu Vecihi Hürkuş, uçak düşüren ilk Türk tayyareci ünvanına da sahiptir aynı zamanda. Oldukça maceralı bir hayatı da olan Hürkuş, Ruslara esir düştükten sonra Hazar Denizi’nin Azerbaycan kısmında bulunan Nargin Adası’ndan yüzerek İran üzerinden kaçmayı başaran bir vatan evladıdır . Vatanseverliği, cesareti ve güçlü iradesi ile de bilinen Hürkuş, ülke gençliği için kuşkusuz ideal örneklerden biridir. Hürkuş 1918 yılı yaz başlarında yurda döndüğünde Yeşilköy’de konuşlanmış olan 9. Harp Tayyare Bölüğü’nde vakit kaybetmeden göreve başladı.
Bu bölükte görevi esnasında ilk tasarımını  bir av uçağı olarak düşünen Hürkuş ne yazık ki Mondros Ateşkes Antlaşmasın’ın imzalanması ile çalışmasını tamamlayamadı. Her idealist yurtsever gibi Hürkuş da, tereddütsüz Kurtuluş Savaşı’na katıldı. Özellikle  İnönü ve Sakarya savaşlarında çok başarılı keşif ve destek uçuşları yaparak dikkat çeken bu mahir Türk Pilotu bir Yunan uçağını da indirme başarısını göstererek orduya büyük moral oldu. Hürkuş’un geçmişi ilklerle doludur; Kurtuluş Savaşı’nın ilk ve son uçuşunu yapan pilot olarak tarihe adını yazdıran bu yiğit pilot, İzmir (Gaziemir – Seydiköy) hava meydanına ilk giren ve işgal eden pilot ünvanını aldı. Kurtuluş Savaşı sürecindeki kahramanlıkları ve göstermiş olduğu yüksek performans nedeniyle kırmızı şeritli İstiklal Madalyası’nın yanı sıra TBMM tarafından üç kez takdirname verilen Hürkuş bu yönü ile de tarihe geçti; Hürkuş milli mücadele sonrasında üç takdirname alan  tek kişidir.
Kurtuluş Savaşı’nı takiben bu milli havacılık neferi, eğitimci olarak çalışmalarına devam etti ve çok sayıda tayyareci yetiştirdi. Edirne’ye yanlışlıkla inen bir yolcu uçağını almakla görevlendirilen Hürkuş, görevini başarılı bir şekilde yapmasını müteakip kendisine ödül olarak ilgili olduğu uçağa “VECİHİ” adı verildi. Bu ödül, Türk havacılığının ve Hürkuş’un önünü açması nedeniyle büyük önem arz etmektedir; çünkü adı bir uçağa verilen Hürkuş’ta yerli uçak yapma düşünceleri bu ödülü müteakip çalışmalarına hız vermiştir. Vakit kaybetmeden İzmir Seydiköy Hava Mektebi’nde -bugünkü Gaziemir Hava Teknik Okullar Komutanlığı- uçak yapımı projesine devam eden Hürkuş, 1923’te ganimet olarak Yunanlardan ele geçen motorlardan yararlanarak ilk Türk uçağını imal ederek milli havacılık tarihimize adını yazdırmayı başardı. 28 Ocak 1925’de “VECİHİ K-VI”adını verdiği uçağını uçurmayı başaran Hürkuş’u maalesef bir sürpriz karşıladı. Başarılı uçuşu nedeniyle ödüle bekleyen Hürkuş’a  ödül yerine bir ceza verildi.  Havacılık kültürü henüz olgunlaşmamış olan yeni cumhuriyette havacılıktan anlayan kimse olmadığı için bu ilk yerli uçağımız izinsiz havalanmış, uçağı yapan ve havalandıran Hürkuş’a da bu nedenle ceza kesilmişti. Filmlere konu olacak olan bu girişimden ne yazık ki ülkede çok az kişi haberdardır.
Akabinde askeri havacılıktan ayrılarak uçak tasarımı ve yapımı çalışmalarına, milli havacılığa odaklanan Tayyareci Vecihi Hürkuş  sadece Türk havacılık tarihinin değil, belki de tüm Türkiye tarihinin en ilginç simalarından birisi olarak dikkat çekmeye, ünlenmeye başladı. Zamanla müteşebbis kimliği de öne çıkmaya başlayan Hürkuş, 1930’da Kadıköy’de bir keresteci dükkânını kiralayarak, 3 ay içinde ilk Türk sivil uçağını, aslında ikinci uçağı VECİHİ XIV’ü inşa etmeyi başardı. 2021’de yerli otomobil üretimini gerçekleştirmeye çalışırken, ne yazık ki, bu ülkenin değerli evlatlarının bundan 90 sene önce sivil uçak yaptıklarını unutmuş vaziyetteyiz.  İlk uçuşunu 27 Eylül 1930’da Kadıköy Fikirtepe’de büyük bir kalabalık ve basın topluluğu karşısında yapan Hürkuş’un yerli sivil uçağı, devamında önce Yeşilköy’e, sonra Ankara’ya uçmuştur. Veciki Hürkuş’u bu başarılı uçuşlardan sonra yine sürpriz karşılamıştır; uçabilirlik Sertifikası almak için İktisat Bakanlığına başvuran Hürkuş’a 14 Ekim 1930’da “Tayyarenin teknik vasıflarını tespit edecek kimse bulunmadığından gereken vesika verilmemiştir.
Lügatinde pes etmenin yazmadığı Hürkuş vaz geçmemiş, yılmamış Bakanlık nezdinde yapılan girişimler sonucu uçağa istenen belgenin alınması amacıyla uçağı sökerek demiryollarından kiraladığı vagonla Çekoslovakya'ya gönderilmesi için gereken izinleri almıştır. Kendisi de Prag’a hareket eden Hürkuş, 6 Aralık 1930'da Prag'a ulaştığında henüz uçak gelmemişti. Uçağa ait statik raporu gibi resmi evrak ilk olarak Çek diline çevrilmiş, uçak gelince tekrar monte edilerek uçağın malzemeleri ve her türlü teknik kontrolü yapıldıktan sonra uçuşu talebini takiben her türlü uçuş şekilleri ile uçuşun kontrolü tamamlanmıştır. Hürkuş, amacına ulaşmıştır.
23 Nisan 1931’de Çekoslovakyalı yetkililer tarafından civardaki bir gazinoda düzenlenen bir törenle, başköşesinde “Yaşasın Türk Tayyareciliği” yazılı bir pankartla onurlandırılarak uçuş müsaadesini alan Hürkuş, 5 Mayıs 1931'de ülkesine dönmüştür.
Girişimlerinin olumlu neticesini gören Vecihi Hürkuş, 1931 yılında, TTaC (Türk Tayyare Cemiyeti) yararına Türk semalarında ülke  turunu yapmıştır. Tur tarihleri ve güzergahları ise aşağıdaki gibidir:
Birinci Tur (02.09.1931): Ankara, Kızılcahamam, Gerede, Bolu, Ereğli, Zonguldak, Cide, Sinop, Samsun, Trabzon, Of, Rize, Gümüşhane, Bayburt, Suşehri, Zara, Hafik, Sivas, Şarkışla, Akdağmadeni, Sorgun, Yozgat, Sungurlu, Kalecik, Ankara.
İkinci Tur (09.11.1931) : Ankara, Gölbaşı, Bağla, Şereflikoçhisar, Aksaray, Konya, Beyşehir, Seydişehir, Alanya, Manavgat, Antalya, Fethiye, Köyceğiz, Muğla, Göktepe, Kale, Tavas, Karacasu, Babadağ, Denizli, Çal, Çivril, Karahallı, Ulubey, Uşak, Kütahya, Eskişehir, Çukurhisar, İnönü, Bozüyük, Karaköy, Söğüt, Geyve, Adapazarı, İzmit, İstanbul.
Milli havacılık eğitimine de yürekten bağlı olan Hürkuş, 1932’de Vecihi Sivil Tayyare Mektebi isimli ilk Türk Sivil Havacılık Okulu’nu açmıştır. Okulda ilk Türk kadın pilotu olan Bedriye Gökmen ile birlikte 12 pilot yetiştiren Hürkuş,  İstanbul Kalamış-Kadıköy’de Türkiye’nin ilk sivil uçağı VECİHİ XIV, ilk eğitim ve spor uçağı VECİHİ XV, 160 beygirlik Mercedes uçak motorlu deniz kızağı VECİHİ SK-X üreterek ismini Türk Havacılık tarihine altın harflerle yazdırmıştır. Ünlü işadamı Nuri Demirağ, bir tayyare yapımı için Hürkuş’a 5000 TL göndermiş, böylece 1933’te Vecihi Hürkuş tarafından NURİ BEY adı verilen VECİHİ XVI kabin uçağı Türk havacılığına kazandırılmıştır. Çok zor şartlarda çok büyük işler yapan Hürkuş, TEKEL İdaresi ve  Türkiye İş Bankası gibi bazı kurumların  reklamlarını , bazı vatansever yetkili kuruluşların da desteklerini almıştır.
Başarılı çalışmalarından dolayı 1937 yılında Türk Hava Kurumu Hürkuş’u mühendislik eğitimi alması için, Almanya’daki mühendislik okuluna  gönderdi. 1939 yılında bu okuldan başarılı bir şekilde mezun olarak ülkesine dönen Vecihi üçüncü sürprizi ile karşılaştı; bu sefer de kendisine uçak mühendisi ruhsatı verilmedi; çünkü Almanya’da almış olduğu iki yıllık mühendislik eğitimi yeterli görülmemişti. Sanki, görünmez bir el, Vecihi Hürkuş’u ve gelişen milli havacılığı engellemek istiyordu.
Hiçbir şekilde pes etmeyen Hürkuş, 1954 yılında ilk sivil havayolu şirketi olan Hürkuş Hava Yolları’nı da kurdu;  ne var ki kazalar, kaçırılmalar ve sabotajlar vb. nedenlerle şirketi uçuştan men edildi. Engellemelerin ardı arkası kesilmiyordu.
Çok kısa sürede büyük işler başaran Türk havacılık tarihinin en üretken, cesur,  girişimci, vatanperver kişilerinden biri olan Vecihi Hürkuş, ülkesine milli havacılık tarihinde çok önemli katkılar sunduktan ve milli havacılık yolunu açtıktan sonra Ankara’da 16 Temmuz 1969’de Gülhane Askerî Tıp Akademisi Hastanesi’nde ebediyete intikal etti. Nur içinde yatsın…
Şimdi soralım; her alanda milli olmak zorunda olduğumuz, muhalefeti, iktidarı ile kabul ettiğimiz bugünlerde Vecihi Hürkuş gibi değerlerimizi niçin genç kuşaklara tanıtmıyoruz? Onlardan niçin feyz ve ilham almıyoruz? 90 yıl önce o zor şartlarda yerli uçak üreten vatan evladı 21. Y.Y.’de günümüz imkanları ile daha iyisini yapamaz mı? Neden gençliğin kahraman ve idolleri Vecihi Hürkuş gibi yiğit, zeki, vatansever ve müteşebbis şahsiyetler olmuyor? Yoksa o görünmez hala işliyor mu? Ülke genelinde bu soruların cevaplarını hep beraber bulmak, gereken duyarlılığı göstermek zorundayız. Vaktimiz çok az…
Bu arada, konuya duyarlı, değer veren kurum ve kuruluşlarımız da yok değil. Tepebaşı Belediyesi bunlardan biri. Tepebaşı Belediyesi’nin sınırları içerisinde yer alan hava müzesinin adı kısa bir süre önce Eskişehir halkının belirlemesi sonucunda Vecihi Hürkuş Havacılık Müzesi ve Teknoloji Parkı olarak değiştirildi. Tepebaşı Belediyesi Başkanımızı Sn. Atmet Ataç’ı ve şehir sakinlerimizi de yürekten kutluyoruz.
Şimdi Vecihi Hürkuş gibi değerlerimizi ülke gündemimize almak, onları hak ettiği gibi anmak ve onların yolunda ilerlemek mecburiyetindeyiz. Bir turistik şehir olan Eskişehir’de turistik hediyelik eşyalarda milli havacılık tarihimizin yüz akı Vecihi Hürkuş’u görmek istiyoruz. Seyahat acentalarımıza da buradan seslenelim; ‘Eskişehir turlarında Vecihi Hürkuş Havacılık Müzesi ve Teknoloji Parkı mutlaka bir ziyaret noktası olarak yer alsın; çünkü Eskişehir’ de milli havacılık tarihinin gelişim merkezlerinden biridir…’
 

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat