4 Kasım 2019 00:01
-A +A
Serdar Taci Zengin

Serdar Taci Zengin

UZLAŞMA KÜLTÜRÜ

Serdar Taci Zengin

Her toplumda uzlaşma zorunludur. 
Toplumsal yaşamın olmazsa olmazıdır uzlaşmak. 
Binlerce insanın birlikte yaşadığı bir yerde uzlaşmadan yaşamak zaten mümkün de değildir.
Dünyada uzlaşmanın tanımı her yerde belki aynıdır ancak uygulamalar farklıdır. 
Gerçek demokrasinin egemen olduğu özellikle batı ülkelerinde her yaşayanın birey olarak tanımlandığı biliyoruz.
Uzlaşmak, aile kültürü içinde vardır. 
Okullarda ve ailelerde uygulamaları yapılarak öğretilir.
Dolayısıyla herkesin eşit haklara sahip olduğu bir masa etrafında oturup karar verebilmeyi her vatandaş içselleştirmiştir.  
 
Türkiye’de “uzlaşma kültürü” yöresel şekillenmiştir. 
Her yerde farklı uygulanır.
Ayrıca bizde “herkes haklıdır.”
Bu nedenle eşit bireyler arasında demokratik bir uzlaşma neredeyse yoktur, yani batı ülkelerindeki gibi bir uzlaşmadan bahsedilemez.
Uzlaşılması gereken hallerde karşılıklı gelip uzlaşılamayan konunun genelinde veya maddelerde tek tek konuşup tartışarak uzlaşabilmek, ortak karar alabilmek oldukça zor olduğundan, sıkıntılı her bir konuda karar almak, kanun veya yönetmeliklerle hukuki bir şekilde yaptırımlarla sağlabilmektedir.
Keşke kültürümüzde de uzlaşmayı sağlayabilseydik.
İnsanımız kitapsal bir anlatımla uzlaşmanın ne olduğunu çok iyi bilir ancak uygulamaz uygulayamaz, daha doğrusu bizde uzlaşmak karşılıklı tartışarak ortak bir metin üzerinde anlaşarak olmaz. 
Örneğin aile içinde kim aile reisi ise onun dediği olur.
Eğer çocuklar arasında anlaşılamayan bir konu varsa orada da yaşı büyük olanın yani ağabey veya ablanın dediği olur.
Akrabalar arasında da dedeler, amcalar, dayılar karar verir, yaşlı halaları unutmamak lazım.
İşte bizim uzlaşmamız budur. Bu bizim kültürümüzdür. 
Belki de kültürümüze uzlaşma kültürünü de eklememizin zamanı gelmiştir.
Aynı masa etrafında toplanıp eşit haklara sahip aile bireyleri olarak karar verebilmek.
 
Tüm bunları neden mi anlattım?
Ülkemizin “ortak siyaset” “ortak akıl”, “ortak yol” tıkanıklığını aşmak için  kültürünü oluşturabilmek için önce ailelerde “birey olmayı” öğretmek gerekiyor. 
Her ailede ortak karar vermeyi de becerebilmek gerekiyor.
Kararları ortak verebilmek için uzlaşma kültürüne sahip olmak gerekiyor.
 
            Beni seçtiler, arkamda en fazla oy var, önümde kise duramaz, ben artık istediğimi yaparım, istemediğimi yapmam sözlerini duymak istemiyorsak eğitim sistemimiz içinde sözde demokrasi başlıklı konuları öğretiyormuş gibi yapmak yerine gerçek demokrasi ve birey olabilmeyi hepimizin öğrenmesi ve de içselleştirmesi gerekiyor.
            Demokratik ülkelerde farklılıkların mutlaka olması gerektiğini öğrenmemiz gerekiyor: Farklı etnik kökene, farklı dinlere mensup olmak, farklı mezheplere sahip olmak, farklı yaşayış kültürüne sahip olmak gibi.
            Hatta işveren-işçi, iktidar-muhalefet, kadın-erkek, dindar-ateist… Gibi kutupların olması gerektiğini kabul etmemiz ve de birbirimizi hazmetmemiz gerekiyor.
  
Kutuplaşmanın sayıca fazla olanın az olanı baskı altına alması demek olmadığını öğrenmemiz gerekiyor daha doğrusu ailelerde bunu öğretmemiz gerekiyor. 
Demokrasinin, seçimlerin futbol karşılaşmalarındaki takımlardan birinin diğerini yenmesi gibi algılanmaması gerektiğini artık bilmemiz gerekiyor. Siyasi partilerin futbol takımı olmadığını, siyasetin şampiyonlar ligi olmadığını, seçimlerin futbol karşılaşması olmadığını anlamamız gerekiyor.
Yani önce uzlaşma kültürüne sahip olmamız gerekiyor.
Sevgiyle kalın
 
 

Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Sayfalar
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...

Eskişehir Yenigün GazetesiHaber Yazılımı Haber Scripti