4 Mart 2019 01:11
-A +A
Uzm. Psk. Fatma Ünlü

Uzm. Psk. Fatma Ünlü

TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ

Fatma Ünlü

Biyolojik Cinsiyet:
 Kişinin kadın ya da erkek olarak gösterdiği genetik, biyolojik,  fizyolojik özelliklerdir.
Toplumsal Cinsiyet:
Toplumun kişilere verdiği cinsiyete ilişkin roller, görev ve sorumluluklardır.  Cinsiyeti doğa belirlerken; toplumsal cinsiyeti, içinde yaşanılan kültürün sizi nasıl gördüğü, nasıl algıladığı, nasıl düşündüğü belirlemektedir.
Toplumsal cinsiyet rolleri kadın ve erkekte özellikle çalışma yaşamı, toplumsal yaşam, evlilik ve aile yaşamında belirgin farklılıklar göstermektedir.
Aile yaşamına bakıldığında kadından ev işleri ve bakım işlerini yapması (temizlik, çocuk bakımı, yaşlı bakımı erkekten ise her türlü yaşam içinde gelir getirici aktivitede (işçi, memur, mühendis…)  bulunmaları beklenmektedir. Bunun karşılığında kadınlar, para kazanamaz, çalışma saatleri belli değildir, sigortasız çalışırlar ve emekli olamazlar. Erkekler ise belli statüde maaş alarak dolayısı ile sosyal ortam içinde yaşamlarını sürdürürler. 
Kadınlar maaşla dışarıda çalışsalar dahi toplum onlardan evde temizlik yapmasını, çocuklara bakmasını beklemektedir, ayrıca aynı işi yapan bir erkekten daha az ücret almaktadır.  Reklamlarda, dizilerde, filmlerde dahi kadın rolü temizlik yapma, yemek yapma çocuk bakma olarak gösterilmektedir.  Oysaki dünyaya hiçbir kadın ev işleri yapmaya daha yetenekli ya da hiçbir erkek para kazanmaya daha yatkın olarak gelmemiştir. Bu tarz rolleri toplum kadına ve erkeğe sadece cinsiyetine bakarak yüklemektedir.
Toplumsal cinsiyet rollerine bakıldığında kadın; sevecendir, duygusaldır, uysaldır, naziktir, korunmaya muhtaçtır, zayıftır, fedakardır, ayrıntıcıdır, dırdırcıdır, sık sık ağlar, etkilenmeye açıktır, basit düşünür, tek eşliliğe yatkındır… Olarak betimlenirken erkekler ise;  duygularını göstermez, ağlamaz, etkilenmesi zordur, kararlıdır, zihinsel yaratıcılığı yüksektir, çok eşliliğe yatkındır, teknolojiye ve nesnelere ilgi duyar, saldırgandır, akılcıdır, kolay sinirlenir, koruyucudur, güçlüdür, serttir olarak betimlenmiştir. Bu örneklere bakacak olduğumuzda rollerin kadında ve erkekte eşit olmadığını görüyoruz. Ayrıca toplumun kadından beklediği özellikleri gösteren erkek; erkekten beklediği özelliği gösteren kadınlar mevcuttur; bu durumda bu bireylerin cinsiyetlerinden şüphe etmemiz beklenmeyen bir durumdur. Bu özellikler her iki biyolojik cinsiyet için de geçerlidir.
Toplumsal cinsiyet rollerindeki ayrımcılık bizlere doğduğumuz andan itibaren verilmeye başlanır. Kız çocuğuna pembe oğlan çocuğuna mavi renk süslemeler yapılır, kıyafetler giydirilir. Oğlan çocuklarına araba, uçak, kamyon ve top gibi dış mekanlarda oynanacak oyuncaklar alınır; çünkü onun hayatını daha çok evin dışında geçirmesi beklenir.  Kız çocuklarına oyuncak bebek, çay seti gibi ev ve ev işleriyle ilgili oyuncaklar alınır. Böylece kadınların öncelikli sorumluluk alanlarının evin içi olması beklenir.  Tabi ki bu seçim çocukların değil toplumun seçimidir. Kız çocuğunun dışarı çıkmasının engellenmesi, kıyafetlerine karışılması, eğitim hakkının elinden alınması oğlan çocuğunun ise tam tersi yönde daha özgür, daha ayrıcalıklı yetiştirilmesi, kadınları değersizleştirerek erkeğin kadına her türlü zorbalığı (taciz, tecavüz, şiddet) yapmasına zemin hazırlamaktadır.
Çalışma, aile, evlilik yaşamı ve toplumsal yaşam alanlarına ilişkin saymış olduğumuz ayrımcılıklar, kadınların toplumsal statüsünü olumsuz yönde etkilemektedir. Bu nedenle kadınlar toplum içerisinde istenilen statüye ulaşamamış ve çoğunluğu birçok alanda erkeklerin gerisinde kalmış ve cinsiyetler arası bir eşitsizlik ortaya çıkmıştır.
Erkeklere verilmiş olan toplumsal cinsiyet rolleri erkekleri güçlü olmaya, ailesini, mahallesindeki kadınları korumaya, sert görünmeye, duygularını belli etmemeye, maddi yönden güçlü olmaya zorlamıştır. Bu zorlama erkekleri stres altında bırakmakta. Bu durum ilişkilerinde madem koruyamıyorum (sen dışarı çıkma, sen şunu giyme) şeklinde değişmektedir. Ağlamanın, duygusallaşmanın kadına ait özellikmiş gibi görülmesi, erkeklerin duygu paylaşımını, psikolojik yardım almasını engellemektedir. Oysaki bu özelliklerin erkek ya da kadın olmakla bir ilgisi yoktur. Bunu toplum erkek olmakla ilişkilendirmiştir.
Eğitim düzeyinin yükselmesi özellikle üniversite düzeyi, bireylerin toplumsal cinsiyet rollerine çağdaş bir bakış açısı kazandırmakta, toplumsal cinsiyet eşitliğinin ve hakkaniyetin kadın lehine belirleyicisi olmaktadır. 
Çocuklarınızı cinsiyetlerine göre ayırmayın, onların eğitim alma sosyalleşme hakkını ellerinden almayın, onların özgürlüğünü kısıtlamayın, birey olmalarına izin verin, kendinizi cinsel kimliğinizden dolayı diğer cinsel kimliklerden üstün tutmayın ve sevgiyle kalın.

Facebook'ta paylaş butonu
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Sayfalar
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...

Eskişehir Yenigün GazetesiHaber Yazılımı Haber Scripti