Ragıp Ferda Aydınalp

Tarih Turları

15 Temmuz 2021 00:25
A
a
Ercan Kardeşler Kuyumculuk

 
Tarihi zenginlikler hususunda şanslı milletlerden biriyiz. 6500 yıllık tarihe sahip olan biz Türkler, üç kıtaya yayılarak kurduğumuz devletler ve yaşattığımız medeniyetlerle dikkat çekiyoruz. Medeniyetlerin günümüze ulaşan eserleri ise tarihin izlerini en gösteren en güzel örneklerdir...
 
Bir milletin bağımsız olarak, refah içinde  yaşaması için tarihiyle barışık olması gerektiğini  çok iyi bilen Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, 15 Nisan 1931 yılında Türk Tarih Kurumu’nun açılmasını sağlayarak, canından çok sevdiği milleti adına çok önemli bir girişimde bulunmuştu.
 
Cumhuriyetin yapı taşlarından biri olan Türk Tarih Kurumu, milletimizin dünya milletleri arasındaki mümtaz yerini dünyaya göstermek, özellikle batılı ülkelerin Türkler ve tarihleri hakkındaki yanılgılarını düzeltmek, Türk medeniyetlerine ve uygarlığa kazandırdıklarına dikkat çekmek amacıyla kurulmuştu.
 
Cumhuriyet dönemi çalışmalarında tarihsel araştırmalara büyük önem veren Atatürk, “Türk milleti, tarihinle övün, çünkü senin ecdadın, medeniyetler kuran, devletler, imparatorluklar yaratan bir mevcudiyettir.” şeklinde beyanda bulunarak milli tarihe verdiği öneme işaret ediyordu.  Atatürk, “Eğer bir millet büyükse kendisini tanımakla daha büyük olur.” önermesini  sunarak tarih öğrenimine verdiği öneme de dikkat çekiyordu.
 
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün kişiliğinde Cumhuriyet yönetimleri de millet ile milli tarihi barıştırmış; tam bağımsız ve müreffeh bir ülke olmamız için de yurttaşlarımızın milli tarihlerini bilmelerinin stratejik önemi üzerinde önemle durmuştu.
 
Cumhuriyetimizin 100. Yılını kutlamaya iki yılımız kaldı. Gerek ülke gerek dünya gerçekleri gösteriyor ki, Cumhuriyet rejiminin faziletleri ve millet olarak varlığımız için önemi her geçen gün çok daha iyi anlaşılıyor. İhmal etmemiz, büyük önem vermemiz gerekenlerden biri ise Cumhuriyetin vazgeçilemez yapısı Türk Tarih Kurumu’nun fonksiyonları merkezinde bilgi ve bilinç seviyemizi yükseltme zorunluluğunda olduğumuz tarih disiplinidir. Ülke yurttaşları olark milli tarihimizi bilmemiz, tarihimizden beslenerek yarınları şekillendirmemiz gerekiyor. İşte burada seyahat acentalarımıza büyük görev düşüyor. Seyahat acentalarımız kadim ve zengin tarihsel zenginliklerimizin konu edindiği tarih turları düzenlemeli; rehberlerimiz ve tur broşürleri kanalı ile tarihi değerlerimizi gezginlerle buluşturmalı; tur yelpazelerini genişletmedirler. Bu uluslar arası ve yurt içi turizmine yapılacak olan büyük katkının yanı sıra bir milli görevdir de…
 
Selçuklu ve Osmanlı devletlerinin önemli şehirleri ve tarihi merkezleri, 1. Dünya ve Kurtuluş savaşlarının cepheleri, tarihi anıtlar, müzeler, koruma altına alınmış tarihi merkezler tur programlarında, vakit kaybedilmeden yerlerini almalıdır. Milli Kurtuluş tarihinin güzergahı, savaş bölgeleri; Çanakkale, Sarıkamış, Bandırma Vapuru, şehzadelerin yetiştiği şehirler, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet mimarisinin güzide eserleri  tur programlarına yerlerini almalıdır.
Tarih yerinde gezilerek ve örnekleri ile anlatılarak sağlıklı bir şekilde öğrenilebilir. Tur programları da bunun için oldukça etkili araçlardır.
 
Buradan, öncelikle şehir seyahat acentalarına sesleniyoruz: ‘Tarih turlarınızı gerek gezgin kimliğimizle  gerek Bağımsız Türk Yurttaşları olmak arzusuyla dört gözle bekliyoruz. Bu turlar bizlerin bilgi, bakış, bilinç seviyemizi yükseltirken milli kalkınmamızda da bizlere büyük destek sağlayacaktır. Gezmek, görmek, eğlenmek, bilgilenmek, tarihimizle buluşmak istiyoruz…’
 
--
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat

Kurban Bayramı tebriği - İYİ Parti
Kurban Bayramı tebriği - Eskişehir Kent Konseyi