1 Haziran 2020 00:52
-A +A
İnan Çalışır

İnan Çalışır

GÖNÜL GÖZÜNÜZ AÇIK OLSUN

Hepimiz her gün aynı güneşe uyanırız; aynı aya, aynı yıldızlara bakarız. Gözlerde yeşil hep aynıdır, mavi hep aynıdır. Yağmur, kar hep aynıdır. Ama hissettiklerimiz aynı mıdır onlara bakarken?
 Aynı değildir hissettiklerimiz çünkü hisseden can gözü değil, gönül gözüdür.
Gönül gözü  arınmışlıktır, saflıktır, hoşgörüdür, sabırdır, güvendir.
 Sevgi ile düşünmektir, düşündükçe daha çok sevmek, şuurluluğa yükselmek ve tüm insanlığı bu faziletlerle kucaklayabilmektir Mevlana’nın yedi öğüdünde dile getirdiği gibi:
Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol!
Şefkat ve merhamette güneş gibi ol!
Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol!
Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol!
Tevazu ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol!
Hoşgörülükte deniz gibi ol!
Nasıl da güzel öğütler bunlar. Neden olmayalım ki böyle, neden tevazu ile ruhumuzu yüceltmeye çalışmayalım ki, gönülleri aydınlatacak, gönülleri fethedecek bir güneş niye olmayalım ki, niye dert ortağı olmayalım ki, niye sevgileri çoğaltmayalım ki, niye nice manalar doğurmayalım ki kendimizden.
Mevlâna, Yunus Emre, Hacı Bektaş-i Veli gibi söz sultanlarının gönül sayfalarından kıssadan hisse olmak, bu erdeme ulaşmak için atacağımız en büyük adımlardan biridir belki de.
Mevlâna: “Şu dünyada baş gözü açık fakat gönül gözü uykuda nice kişiler vardır.
 Ancak gönlü uyanık olan kişi, baş gözünü kapasa bile ona gönül saraylarında yüzlerce basiret gözü açılır.” der.
 Aşağıdaki hikâye gibi; 
Adamın biri, ilk defa gittiği küçük kasabada şaşkın şaşkın gezindikten sonra yol kenarında duran bir arabanın yanına sokulmuş, arka koltukta tek başına oturan çocuğa: “Ben buraların yabancısıyım. Parkın hemen yanı başındaki fırını arıyorum, çok yakın olduğunu söylediler.” demiş.
 Çocuk arabanın penceresini iyice açtıktan sonra: “Ben de buraya ilk defa geliyorum, ama sağ tarafa gitmeniz gerekiyor herhâlde” demiş. Adam, çocuğun da yabancı olmasına rağmen bunu nasıl anladığını sormuş ister istemez. Çocuk: “Ihlamur çiçeklerinin kokusunu almıyor musun?” diye gülümsemiş ve ardından “Kuş cıvıltıları da oradan geliyor zaten.” demiş. “İyi ama bunların parktan değil de tek bir ağaçtan gelmediği ne malum?” demiş adam. “Tek bir ağaçtan bu kadar koku gelmez, üstelik manolyalar da katılıyor onlara. Hem de biraz derin nefes alırsanız fırından yeni çıkmış ekmek kokusunu duyacaksınız.” diye atılmış çocuk.
Adam gözlerini hafifçe kısarak denileni yaptıktan sonra, cebinden kâğıt para çıkartıp teşekkür ederken fark etmiş onun kör olduğunu.
 Çocuk ise konuşurken bir anda sözlerini yarıda kesmesinden anlamış adamın kendisini fark ettiğini.
 Işığa hasret gözlerini ondan saklamaya çalışırken: “Üç yıl önce bir kaza geçirdim, görmeyi o kadar çok özledim ki… Sizinkiler sağlam değil mi?” demiş. Adam, çocuğun tarif ettiği yerde bulunan fırına yönelirken: “Artık emin değilim, emin olduğum tek şey benden daha iyi gördüğündür.” demiş. 
Boşuna denmemiş “Her güzelliği göremez göz, gönül işte bunun için vardır.” sözü.
 

Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Sayfalar
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...

Eskişehir Yenigün GazetesiHaber Yazılımı Haber Scripti