11 Şubat 2019 01:48
-A +A
Uzm. Psk. Fatma Ünlü

Uzm. Psk. Fatma Ünlü

AİLE İÇİ İLETİŞİM

Fatma Ünlü

Aile, temel davranış özelliklerinin kazanıldığı ve üyelerinin birbirleriyle ilişki kurmayı öğrendiği yerdir.  İletişim günlük hayatın ayrılmaz bir parçası olduğu için, tam ve etkili bir iletişim, aile fonksiyonunun her yönü için temel oluşturur. İletişim, ailenin fonksiyonlarını ortaya çıkarmak, aile bireylerinin kişisel ihtiyaçlarını karşılamak ve onların hedeflerine ulaşmalarını sağlamak için gereklidir. Ailede sağlıklı iletişimin varlığı, aile üyelerinin birbirlerini anlamalarını sağlar ve aralarında kuvvetli bir bağ oluşturur. Ayrıca çocuklara doğru iletişimi öğretir. Aile içi sağlıklı iletişimin varlığı, ailenin diğer kişilerle ilişkilerini de olumlu yönde etkiler. Bencillik, paylaşamama, öfke, yargılama, kötümserlik, yalnızlık duygusu azalır. Böyle bir ailede karşıdakini anlayabilme, birlikte karar verme ve sevgi hakimdir.  Sağlıklı iletişimin var olduğu ailelerde tek bir otoriter güç olmaz. Sağlıklı iletişim kurabilen ailelerde kriz ve stres ile baş etmek kolaylaşır.
TEK YÖNLÜ İLETİŞİM
 Bireylerden birinin sürekli anlattığı diğerinin ise sürekli dinlediği iletişim tek yönlü iletişimdir. Tek yönlü iletişim dengesiz ve sağlıksız ilişkilere zemin hazırlar. Çocuğun düşünce ve duygularını anne ve babası ile paylaşması, onlara danışması için, ebeveynlerin çocukla diyalog halinde olması gerekir. İletişim tek yönlü ise, yani anne baba daha çok konuşuyor, eleştiriyor, emir veriyor ve çocuk daha fazla dinliyor ama kendi düşünce, duygu ve yaşantılarını ifade edemiyorsa, çocuk kendini ifade etme becerisini geliştiremediği gibi onun hakkında gerçek bilgiler de edinilemez. Ailede gerek eşler, gerekse anne- baba ve çocuk arasındaki iletişim karşılıklı, yani iki yönlü olmalıdır.
     ÖN YARGI
    Önyargılar, aile içi iletişimi olumsuz etkileyebilir. Aile içi iletişimde önyargılardan kaçınmak gerekir. Duygu ve düşüncelerin uygun şekilde ifade edildiği ve paylaşıldığı ailelerde önyargıya yer verilmez.
GRUPLAŞMA
    Aile içerisinde ittifaklar kurulmamalıdır. Örneğin anne çocuk bir olup babayı dışlama baba ile ilgili olumsuz konuşmalar yapmamalıdır. Bu durum aile içi iletişimi kötü yönde etkilemektedir.
BEN DİLİ
Ailede ya da toplumda iletişim kurulurken, herhangi bir konuda istek ifade ederken sen dili yerine ben dili kullanılmalıdır. Örneğin; sen ders çalışmıyorsun demek yerine ben senin bu aralar ders çalışmadığını görüyorum demek daha olumludur.
YÜZ İFADESİ
    İletişim kurarken, yüz ifademizle söylediklerimiz tutarlı olmalıdır. Seni anlıyorum derken kızgın bir ifade kullanmak ve ya bu duruma üzgünüm derken gülümsemek doğru bir iletişim tarzı olmaz.
EMPATİ
Bir kişinin kendisini karşısındaki kişinin yerine koyarak, olaylara onun bakış açısıyla bakması, o kişinin duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlaması, hissetmesi ve bu durumu ona iletmesi süreci olarak tanımlanmaktadır.
 
ÇOCUKLAR
İnsanoğlu ilk sosyal deneyimlerini aile içinde yaşar. Bireyin yaşamının ilk yıllarında sevilme, okşanma, kucağa alınma, beslenme ve korunma gibi gereksinimleri yeterince ve zamanında yapılmalıdır.  Kucağa alınıp; sevilmeyen, ağladığında ilgilenilmeyen, konuşulmayan, oynanmayan çocukta ise “Bana aldırmıyorlar, beni umursamıyorlar, öyle ise ben değersizim“ şeklinde bir izlenim, hırçınlık ve “temel güvensizlik duygusu” geliştirir. Çocuğun bu gereksinimleri karşılanır ise, “temel güven duygusu” nun oluşumu için temel atılır.
Kişiler arası iletişimde birbiri ile çelişen mesajlar özellikle aile ortamında belirsizliğe ve güvensizliğe yol açmaktadır. Örneğin; Anne ya da baba, çocuğa, onu sevdiğini söylediği halde, çocuğu kendinden uzak tutan , beden dili ile ilgisizlik ve soğukluğu yansıtan bir mesaj gösterirse çocukta güvensizlik oluşmaktadır.
Çocuklar duygu ve düşüncelerini olduğu gibi açıklarlar. Ancak ebeveynleri tarafından “Sus, ayıp, bir daha duymayayım” diyerek susturulan çocuk, gerçekleri söylemenin kendine zarar verdiğini görerek, doğruları gizlemeyi öğrenir. Çocuğun kendini ifade etmesi, anlatması için teşvik edici sözler kullanmak gerekir. Örneğin: “ Anlatmak ister misin? Sen ne dersin? Senin düşüncen nedir? Senin ne hissettiğini, ne düşündüğünü merak ediyorum “ gibi sözler çocuğu konuşmaya teşvik edicidir. Anlatması için çocuğu sıkıştırmak, zorlamak, korkutmak ve sorgular gibi; “ Niçin yaptın? Neden yaptın? gibi sorular sormak, anlattıkları için çocuğa yargılandığını  çocuğun içe kapanmasına yol açar. Bu durumda çocuk iletişimden kaçınır. Kaçamak ve doğru olmayan cevaplar verir.
Sevgi adına aşırı korunup kollanan çocuklardaysa kuralsızlık, sorumsuzluk ve disiplin eksikliği ortaya çıkacak; çocuk neyin doğru, neyin yanlış olduğunu kestiremez duruma gelecek ve bocalamalar yaşayacaktır. Çocukluğundan itibaren gerçek sevgi ve sıcaklık görmemiş ve çeşitli biçimlerde örselenmiş kişilerin olumlu benlik geliştirmeleri oldukça zordur. Bu kişiler büyük olasılıkla mutsuz, tüm insanlara öfkeyle bakan ve yıkıcı eğilimleri ağır basan kişiler olacaklardır.
  • Mutlu Çocuk Yetiştirmek İçin
  • Ona güvenin
  • Fikirlerini sorun, dinleyin
  • Onunla oyun oynayın
  • Ona güven verin
  • Dinlerken göz hizasına inin
  • Ona sorumluluk verin
  • Ona dokunun, öpün
  • Ona zaman ayırın

Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Sayfalar
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...

Eskişehir Yenigün GazetesiHaber Yazılımı Haber Scripti