Deniz Çağlar Fırat yazdı.
Osmanlı İmparatorluğu'nun Birinci Dünya Savaşı'ndan müttefikleriyle birlikte yenik çıkması, askeri ve siyasi açılardan zayıflaması ve 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Mütarekesi ile bu yenilginin uluslararası platformda tescil edilmesi büyük bir devletin sonunu ve genç Türkiye Cumhuriyeti'nin de başlangıcını haber vermişti.Uşak ve Bursa üzerinden Kütahya ve Eskişehir üstüne saldırıya geçen Yunan kuvvetleri, 20 Temmuz 1921'de Eskişehir'i işgal etmişlerdi. Türk Batı Cephesi güçleri Çifteler'e dek geri çekilmişti.
Yunanların Eskişehir'i işgalini ve yaşananları Suzan Albek kitabında şöyle aktarmıştı:
'Türk ordusu Eskişehir'i boşalttıktan sonra, Yunan elini kolunu sallayarak girdi buraya. Aylardan temmuz, Eskişehir'de zerdali vaktiydi. Yunan ordusu dağınık, perişandı. İlk günler Aşağı Mahalledeki çarşının dükkanlarını yağmaladılar. Kurşunlu Caminin Menzilhanesini erzak deposu, Aşhaneyi mutfak yaptılar. Semahane Yunan askerleriyle doldu. Kumandanlar Fransız mektebine, Doğaloğlu hanı ve diğer büyük binalara yerleştiler. Odunpazarı'ndaki Turan Numune mektebi hastane oldu. İşgalden iki gün önce Ankara yönüne göçmüş zenginlerin evlerine yerleştiler. Bütün evlere beyaz bayrak asın dediler, astık. Gece dokuzdan sonra sokağa çıkmayın dediler, çıkmadık. Bahçe duvarlarına delik açtık, sokağa çıkmadan birbirimize gidip geldik.'
YUNAN KRALI ESKİŞEHİR'DE
Yunanların Eskişehir'i işgallerinden iki gün sonra 22 Temmuz 1921'de Yunan kralı Konstantin Eskişehir'e gelmişti. Yanında Yunan ordusunun üst rütbeli subaylarda bulunmaktaydı. Osmanlı Ordusu, 400 yıldır geri çekilmiş, toprak kaybetmiş ve tavizler vermişti.
Ancak 26 Ağustos 1922'de başlayan Büyük Taarruz ile önce 1 Eylül 1922'de işgal altındaki Seyitgazi, daha sonra 2 Eylül 1922'de Eskişehir düşman işgalinden kurtulmuş oldu.
YUNANLAR GİDERKEN YAKIP YIKTI
Bir yıldan uzun süren işgal tarihe altın harflerle yazılan direniş ve zafer ile sona ermişti. Hakimiyeti Milliye Gazetesi'nin muhabirine göre; Yunanlılar geri çekilirken