Üzüntü, halsizlik, bitkinlik…

Modern çağın hastalığı olarak görülen depresyonun tek bir nedeni olmadığını söyleyen Acıbadem Eskişehir Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Çağrı Kuşçu, “Kişi kendini aşırı derecede üzgün, bitkin, halsiz hissedebilir. Bu durum 2 haftadan daha uzun sürerse depresyon olduğunu düşünebiliyoruz” dedi.

Sağlıklı Günler Yorum: 0 / 14 Temmuz 2020 01:50
Üzüntü, halsizlik, bitkinlik…
-A +A


Depresyon deyince aklımıza bitmeyen üzüntüler, kederli ve mutsuz bir hayat geliyor. Her ne kadar modern çağın hastalığı gözü ile bakılsa da depresyonun kökeninin Antik Çağ’a kadar uzandığını söylemek mümkün. Tıbbın babası sayılan Hipokrat’a göre beyinden kaynaklanan depresyon için tek bir nedeni sorumlu tutmak ise doğru değil. Acıbadem Eskişehir Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Çağrı Kuşçu, biyolojik, ‘psikolojik, davranışsal ve sosyal etmenlerden kaynaklanan depresyonun nedenleri arasında genetik yatkınlığın da yer aldığını belirtti. Kuşçu, depresyondan belirtileri ve tedavi yöntemleri hakkında ayrıntılı bilgi verdi.
 
Birey olarak hepimizin hayatımızın bazı noktalarında kendimizi yetersiz, aciz, üzüntülü, beceriksiz hissettiğini ve bunun normal olduğunu dile getiren Kuşçu, “Birçoğumuz bu duyguları ekonomik olarak çökkün, gönül işlerinde olumsuzluklar yaşama veya ikili ilişkilerin bozulması sonucu yaşarız. Olumsuz duygular tabii ki acı vericidir ama zamanla bu duyguların yoğunluğu azalmaya başlar. Ruh halimizde yaşadığımız olumsuz duygular aşırı yoğun ve kötüye gidiyorsa duygu durum acısından bir bozukluktan söz edebiliriz” dedi. Bu yoğun duyguların insanın gündelik yaşantısını ciddi derecede etkileyebildiğini, zihinsel ve fiziksel bitkinliği tetikleyebildiğini anlatan Kuşçu, “Kişi kendini aşırı derecede üzgün, bitkin, halsiz hissedebilir. Bu durum 2 haftadan daha uzun sürerse depresyon olduğunu düşünebiliriz. Üzüntünün göreceli bir kavram olduğunu söyleyebiliriz ve hepimize göre çeşitlilik barındırır. Üzgün olan bir kişiye hemen depresyon tanısı koymak yerine benzer olaylara önceden verdiği tepkilerle şimdiki yaklaşımını karşılaştırmak, gözlem yapmak gerekir” diye konuştu.
 
Depresyonda olanlar ne hisseder?
Acıbadem Eskişehir Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Çağrı Kuşçu, depresyona işaret eden belirtileri şöyle sıraladı:
 
  • Çoğu zaman kederli, hüzünlü ve üzgün hisseder.
  • Hayattan zevk alamaz ve zihninde anlamsız düşünceler barındırır.
  • Önceden hayatının parçası olan durumlara ilgisi azalır, hatta biter.
  • İştah konusunda gözle görülür ciddi dalgalanma meydana gelir. Kişi aşırı kilo alır ya da çok zayıflar.
  • Uyku kalitesinde aşırı değişiklikler yaşanır. Çok uyuma ya da uykusuzluk hali dikkat çeker.
  • Kişinin konuşma alışkanlığı değişir. Eskisinden daha az konuşmaya başlayabilir.
  • Psikomotor aktivitelerde fazlalık göze çarpar. El ve ayak hareketlerinin artması durumu yaşanabilir.
  • Kişi kendine güven konusunda ciddi sorun yaşar. Güven konusunda aşırı derecede eksiklik hisseder.
  • Kendini suçlama ve değersizlik duyguları sıklıkla yaşanan duygular arasında yer alır.
  • İntihar hakkında düşünme veya intihara teşebbüs de depresyon döneminde yaşanabilen düşünce ya da davranışlar arasında önemli yer tutar.
 
Bitmeyen yorgunluk şikayeti
Depresyonda olan kişilerin eskiden keyif alarak yaptıkları işlerden zevk alamaz hale geldiğini anlatan Çağrı Kuşçu, “Keyif alamama haline enerji düşüklüğü, yorgunluk, halsizlik de eşlik eder. İsteksizlik durumuna karşı kişi genellikle ‘yorgunluk’ bahanesinikullanır. Bunun yanında dikkat eksikliği, uykuda ve iştahta azalma veya çoğalma, suçluluk duygusu, sürekli aynı düşünceleri düşünmeye başlama da görülebilir” diye diğer belirtileri saydı. Üretken olmayan belirsiz bir düşünce biçiminin ve kararsızlık halinin de işaretlerden biri olduğunu ifade eden Kuşçu, “Kişi ‘Çok düşünüyorum ama hiçbir sonuca varamıyorum’ diyebilir sıklıkla. Ayrıca güven eksikliği ve cesaret kaybı da yaşar” dedi.
Depresyon yaşayan kişilerin çoğu zaman çevresindekiler tarafından anlaşılmadığına, yorgunluk ve bitkinlik şikayetleri nedeniyle “tembellik” ile suçlandığına değinen Uzman Klinik Psikolog Çağrı Kuşçu, “Depresyonun bir irade sorunu olduğu düşünülür. Oysa depresyon irade sorunu değil, hastalığın yarattığı bir durumdur. Bu yüzden bu kişilere karşı dikkatli ve özenli davranmak gerekir. ‘Senin bir şeyin yok’ demek, yardım isteğine kayıtsız kalmak, kişinin daha çok içine kapanmasına neden olabilir. Psikolojik yardım alıyorsa yakınında olanların onu yüreklendirmeleri, cesaret vermeleri önemlidir” diye konuştu.
Tek bir nedeni yok
Diğer pek çok rahatsızlık gibi depresyonun da tek bir nedeni olmadığını belirten Uzman Klinik Psikolog Kuşçu, “Depresyon birçok etmenin bir araya gelerek zihindeki kimyasal dengeyi bozması sonucu oluşur. Depresyonu bir çatı altında toplamak gerekirse nedenleri ‘biyolojik, psikolojik, davranışsal ve sosyal etmenler’ olarak sıralayabiliriz. Bunları birer kesişim kümesi haline getirirsek hepsinin birbiri ile ilişkili olduğunu görürüz. Bu ilişki neticesinde de ruh halimiz ortaya çıkar” diye bilgi verdi.
Tedavide en etkili yöntemin psikoterapi ve ilaç tedavisinin birlikte verilmesi olduğunu kaydeden Kuşçu, sözlerine şöyle devam etti:“Psikoterapi ekolü olarak BDT (Bilişsel Davranışçı Terapi) bireyin olumsuz duygu, düşüncelerini olumlu ile değiştirmeye, eski veya yeni yaşadığı travmatik yaşantılar ile baş edebilmesine daha güçlü olabilmesine yardımcı olur. Bu terapi ve ilaç desteğinin dışında spor, meditasyon, sağlıklı beslenme, kaliteli uyku ve sağlıklı alışkanlıklar depresyonla olan savaşı kazanmamızdaki en önemli yollardan bazılarıdır. Düzensiz bir hayat, depresif bir boyutu; düzenli bir hayat ise kaliteli, değerli bir yaşantıyı beraberinde getirir.”
Depresyonun, günlük hayatta yaşanan çatışmalar, kayıplar ve olumsuzluklar sonucunda ortaya çıktığını ancak genetik yatkınlıkla da ilgili olduğunu anlatan Kuşçu, “Yapılan çalışmalara göre depresif bir aileden gelen çocukların depresyona yakalanma oranı, diğerlerine göre 2 kat fazladır” diye bilgi verdi.
Dikkat ve konsantrasyon sorunu
Çoğu kişinin depresyonu duygusal çöküntü hali olarak gördüğünü ancak kişide pek çok bilişsel ve davranışsal bozulma da görülebildiğini anlatan Çağrı Kuşçu, “Depresyon yaşayanlar kendilerini üzgün, mutsuz, huzursuz, içe kapanık ve umutsuz hissederken zihinsel faaliyetlerinde de aksama görebilir. Sıklıkla hafıza, dikkat, konsantrasyon, muhakeme gücü, planlama, analiz etme gibi bilişsel yeteneklerinde de sorunlar yaşayabilir. Öğrenme güçlükleri de yaşadıkları için depresyonda olan kişiler okul ve iş hayatlarında da sıkıntılar yaşayabiliyor. Kişi, bazen gündelik hayatta yapması gereken davranışları yerine getirmekte bile güçlük çekebilir” diye konuştu.
İyileşme belirtileri
Depresyonun tedavisi olan bir rahatsızlık olduğunu ifade eden Kuşçu, sözlerine şöyle devam etti:“Tedavi edilmeyen kişilerin iyileşme süresi 6-24 ay arasında olabilir. Ancak depresyona yakalananların yüzde 10’unda bu süre iki yılı da aşar. Yapılan araştırmalar iyileşen kişilerin yüzde 36’sının tekrar depresyona girdiği için yeniden uzmana başvurduğunu gösteriyor. Bu kişilerin de yüzde 21’i tam iyileşiyor, yüzde 10’unda depresyon kronik hale geliyor.”
Depresyon tedavisinden sonra kişide ilk önce fiziksel belirtilerde iyileşme görüldüğünü kaydeden Kuşçu, son olarak “Uykusuzluk, iştahsızlık, halsizlik, vücut ağrıları gibi belirtiler erken evrede düzelebilir. İç sıkıntısı, moralsizlik, isteksizlik gibi ruhsal belirtiler de üçüncü haftadan başlayarak azalabilir. Kişinin hem yakın çevresi hem de kendisi bu düzelmeyi fark eder. Bu düzelme süreci adım adım gerçekleşir” diye konuştu.

Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar

Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Eskişehir Yenigün GazetesiHaber Yazılımı Haber Scripti