OYLARIMIZ YÜKSELİYOR

İYİ Parti Milletvekili Arslan Kabukcuoğlu, ES TV’de yayınlanan Açıkça programının konuğu oldu. Kabukcuoğlu, Gazeteciler Ali Baş ve Meltem Karakaş Kaya’nın sorularını yanıtladı.

Gündem Yorum: 0 / 21 Kasım 2020 17:21
OYLARIMIZ YÜKSELİYOR
-A +A

Koronavirüs testi pozitif çıkan Kabukcuoğlu, yaşadıklarını söyle anlattı: “Öyle bir hastalık ki nereden geleceği kim tarafından geleceği belli değil. Bazı klasik şeyler söyleniyor, mesafe, hijyen, maske ama bu da yüzde 100 korumuyor. Tüm bunların yanında mümkün olduğunca evde çıkmayın deniliyor. Sağlık Bakanı dedi ki 3 yeri ziyaret edecekseniz bir yeri edin, üç defa dışarı çıkacaksanız bir defa çıkın, üç kişiyle görüşecekseniz bir kişiyle görüşün. Bunların altında da tam kontrol edememenin yarattığı çaresizlik var. yine de mesafe dikkat ederiz ama çok kişi de maske kullanmıyor. Sık sık elimizi yıkayacağız. Bunlara rağmen de olunabilir. Ben de böyle bir hastalık geçirdim. Bunun bendeki belirtisi halsizlik ve terlemeydi, ateşti bununla başladı. Bir muayene oldu. Buradaki bazı arkadaşlarla görüştük. Onlar pek COVID’e benzemiyorsun dedi. Belirtiler şiddetlenince artık ne olduğuna karar verdik. Zaten 1 Ekim’de de Ankara’ya gidecektim, oraya gittim. Bir defa tomografi yapıldı, iki kez test yapıldı ikisi de negatif çıktı.  Tomografi patanomik dediğimiz kesin bilgi veriyor. Orada görülünce kesin COVID’sin diyorlar. Ondan sonra şehir Hastanesine gittik bir hafta kadar orada kaldık. Eşim de hastaydı. Eşim biraz daha rahat atlattı. Bunun ilk üç günü baya kötüydü. Oradaki doktorlar sağ olsunlar. Bir hafta sonra toparladık, sonra evime geldim. Evimde de devam ettim. Şimdi gayet iyiyim.”

KARŞILIKLI KONUŞULDU
İYİ Partinin kurultayında oy verilmeyecekler listesinin gündeme geldiğini ve o listenin ne olduğunu anlatan Kabukcuoğlu, “Genel Başkanın sunmuş olduğu 100 kişilik bir anahtar liste vardı. Listenin dışında bazı arkadaşlar da girmek istedi. Onların girmesine engel olan bir şey olmadı. Yalnız genel başkanın konuşması başladıktan sonra bana o listeyi gösterdiler. Dediler ki böyle bir liste dolaşıyor, bu arkadaşlara oy verilmeyecekmiş. Böyle bir şeyin bir mantığı yok. Sonra genel başkanı suçladılar. Teşkilatlardan sorumlu genel başkan yardımcısını suçladılar. Onlar da bu işi yamadıklarını söyledi. Zaten genel bakan bunu neden yapsın. Kendi zaten anahtar listesini vermiş. Orada ne kadar katılmış insan varsa zaten onların oyunu aldı. Bu çok görülmüş bir şey yok, bir tane fire yok. Tamamen güçlüyken neden böyle bir şey yapsın. Böyle dendi ama nereden geldiği kimler tarafından yazıldığı belli olmayan bir liste ortada dolaştı. Bundan hepimiz üzüntü duyduk. Sonra karşılıklı görüşüldü, üzeri çizildi denen arkadaşların bir kısmı genel başkan ile görüştüler. Genel başkan onları ikna etti. Şu anda yatıştı” dedi.

OY BİRLİĞİYLE UZAKLAŞTIRILDI
Ümit Özdağ’ın İstanbul İl Başkanına yönelik iddialarını değerlendiren Kabukcuoğlu, “Sayın Ümit Özdağ, rahmetli babasından bu tarafa MHP’li hareketin içinde olan bir bilim adamı. Türkiye’deki bu siyasi ilişkilerle ilgili özellikle son zamanlarda Suriye’den gelen göçmenlerle ilgili kıymetli çalışmaları var. Bunu genel başkan da söylediği için sizlere söylemekten bir beis görmüyorum. Biz genel seçimde bir partiyle ittifak kurduk. Aynı ittifak gündeme yerel seçimde de geldi. Bizim 16 tane genel başkan yardımcımızdan 15 tanesi bu ittifaktan yana oldular. Bir tanesi karşı oldu o da Ümit Bey. Ümit bey buna karşı olunca sonra da istifa etti. Şimdi 16 kişinin içerisinde tek sizsiniz. Normalde siyaset şunu gerektirirdi. Tamam, arkadaşlar ben size karşıydım ama görüldü ki oy çokluğu sizden yana. O zaman ben de sizden yanayım, ben bu ittifaktan yanayım diye çalışmayı gerektirirdi. Ümit bey her ne düşüncedeyse orada istifa etti. Ve kendisi de kurultayda GİK’e aday değildi. Burada üstü çizilen arkadaşlar vardı. Tabiri yerindeyse onların bayraktarıydı. Ondan sonra da peş peşe gelen Sayın İstanbul İl Başkanımızla ilgili bir takım ithamları oldu. Ondan sonra başka şeyler söyledi. En sonunda bu süreçte disiplin kuruluna verildi. Disiplin kurulunda da oy birliğiyle partiden uzaklaştırılması kararı verildi” diye konuştu.

BÖYLE OLMAMALIYDI
“Uzaklaştırılmalı mıydı?” sorusunu yanıtlayan Kabukcuoğlu, “Sesten öteye geçti. Kendisi diyor ki bir vakitler bu FETÖ ile ilişkili bir derneği Türkiye Kazakistan iş adamları derneğinin başkan yardımcısıydı diyor. Bir FETÖ’cü aranıyorsa en başında bunları destekleyen, ne istediniz de vermedik diyen, bunu açık açık söyleyen bir Cumhurbaşkanı var. AK Parti’de milletvekilliği yapan çok insan var. Onlara biat eden. Şimdi onlar bir tarafta dururken fi tarihinde şöyle bir şey oldu. Bu FETÖ’cüdür. Genel başkan da genelkurmayla ve milli istihbarat teşkilatıyla görüşmüş. Onlardan gelen bilgilerde de bizim kaydımızda böyle bir şey yok demiş. Ama dayısını tutturdu, götürdü, amcasını tutturdu götürdü. Siz ona bakarsanız rektör FETÖ’cülükten tutuklu yatıyor, kardeşi de şu anda bakan. Biz bunları bıraktık şimdi ince iğneyle çukur kazıyoruz. İYİ Parti’de FETÖ’cü var mı? Varsa kim falan. Bunlar siyasi olarak etik şeyler değil. Eğer bir hareket düşünüyorsanız bunlar gerekçe olamaz. Bunların sonucunda da il başkanlarının hepsi dilekçe verdiler. Bu işten rahatsız olduklarını bildirdiler. Sonra disiplin kuruluna sevk edildi. Tüm olayla ihracına karar verildi. Buna biz de üzüldük, böyle olmamalıydı” diye konuştu.

OYLARIMIZ YÜKSELİYOR
Parti içi tartışmaların basına yansımasını değerlendiren Kabukcuoğlu, “İYİ Parti yükselen bir parti. En çok oyu yükselen parti ve bizim hedefimiz muhalefet partisi olarak kalmak değil. Bizim hedefimiz iktidar olmak. Böyle olunca bizimle ilgili dedikodular da saldırılar da artıyor. Bizi yıpratmak için çabalar da artıyor. Ama bizim iktidar alternatifiyiz, iktidar adayıyız. Oylarımız yükseliyor. Bunları bir noktada normal de görüyorum. Türkiye’de maalesef İsviçre’deki gibi siyaset yapılmıyor. İYİ Parti’nin kendi içerisinde bir problemi yok. Herkes canla başla çalışıyor. Genel başkanımızın itibarı zaten mükemmel, bilinirliliği çok fazla. Ama bundan dolayı tabi ki üzüntü duyuyoruz. Bunlar yaşanacak bitecek” ifadelerini kullandı.

HERKES KENDİ İŞİNE BAKSIN
Cumhurbaşkanının İYİ Parti’nin kuruluş yıl dönümünde gönderdiği mesajı yorumlayan Kabukcuoğlu, “Şimdi oyu çok düşen bir partidir AK Parti. Şu anda seçim olsa meclis çoğunluğunu yakalayamazlar. AK Parti ve MHP. Zaten biliyorsunuz bunun öncesi de var. MHP Genel Başkanı yuvaya dön diye mesaj gönderdi. Ondan sonra cumhurbaşkanı yerli ve millisiniz diye mesaj gönderdi. Bizim genel başkanımız da sen ortağınla çok ilgilenmiyorsun galiba Cumhurbaşkanı onunla ilgilen herkes işine baksın. Ben yerimdeyim dedi. Biz öylece devam ediyoruz” dedi.

FAALİYETİ YÜKSEK PARTİ
İstanbul İl Başkanından sonra Rize İl Başkanı için de bazı iddiaların gelmeye başlamasının planlı olduğunu belirten Kabukcuoğlu, “Bu işlerin hepsi miş muş falan deniliyor. Hukukta bir kura var. İddiada bulunan iddiasını ispatlamakla mükellef. Sen şusun sen busun demek kolay. İspat et. Onun yerine öyle bir algı yönetimi var ki. Biz olmadığımızı ispat etmeye çalışıyoruz. Bu dünyanın akışına da ters, eşyanın tabiatına da ters. Zaten son zamanlarda bir şey var. Galiba 2016 yılında gerçek ötesi demiş. Milleti yanıltmaya ve gerçeği yamultmaya gerçeği önemsizleştirmeye çalışıyor. Öyle böyle diyene kadar ispatlayın. Neyse suçu katlansın. Böyle bir şey yok. Bunlar planlı yapılıyor. İnsanlar kışkırtılıyor. Oylarımız arttığı için yapılıyor. Ama biz çalışmalarımıza devam edeceğiz. Genel başkanımız Meral Akşener 20 Ocak’tan bu tarafa karış karış Türkiye’yi dolaşıyor. Hedefimiz 81 ilde dolaşmak. Hepsini dolaşacağız. Vatandaşlarla görüşeceğiz. Zaten gittiği yerde de biz sizi görüşünüzü almaya geldik, oy istemiyoruz, sıkıntınız ne, ne yapabiliriz gibi faaliyetlere devam ediyor. Biz bunu yaptığımız sürece genel başkanın bilinirliliği çalışmaları arttıkça diğer siyasi faaliyetlerimiz arttıkça İYİ Parti şu anda diğer partiler içinde faaliyeti en yüksek parti” diye konuştu.

SEÇİM ALINMASI MÜMKÜN GÖRÜNMÜYOR
Yeni kurulan Deva ve Gelecek partisiyle ittifakın olup olmamasıyla ilgili soruyu yanıtlayan Kabukcuoğlu, “Bir sürü parti kuruluyor, bunlara biz başarılar dileriz. Ama önümüzdeki seçimlerde ne olur bilmiyorum. İttifaka ihtiyaç olur mu onu da bilemiyorum. Daha seçim 2023’te. Erken seçim telaffuz ediliyor ama ben buna pek ihtimal vermiyorum. Türkiye’de erken seçim de getirilebilir. Bu bahsettiğiniz partiler yüz 1, yüzde 1,5 oyu olan partiler. Çok da siyasi adları yok. Ben bunları önemsizleştirmek için söylemiyorum. Ama aritmetiksel olarak bakarsanız fazla sayıları yok. Bu iki partiye güvenerek ittifaka girilmesi ve seçim alınması çok mümkün gözükmüyor” dedi.

TÜM OYLAR İYİ PARTİ’YE GİTMELİ
Kabukcuoğlu, “İttifakların şekli değişebilir mi?” sorusuna “İttifakların şekli şöyle. CHP’nin de oyu düşüyor ama kararsızların oyu artıyor. Siyaset bilimciler diyor ki bir partiden bir vatandaş vazgeçerse kararsıza geçer. Bir müddet kararsızda kalır sonra hangi partiye giderse gider deniliyor. Dolayısıyla bu kararsızlar, kararsızlığını kaybedenler partilerin aleyhine. Onlara gitme ihtimali az diğer partilere gitme olasılığı fazla. Bir şey demek zor. Elimizde veri de yok kehanette bulunmak gibi olur. Ama ben İYİ Parti mensubuyum. Tüm oyların İYİ Parti’ye gitmesini ve İYİ Parti’nin iktidar olmasını isterim” diye cevap verdi.

KENDİ YOLUMUZDA GİDİYORUZ
“İYİ Parti’nin Millet İttifakındaki yerini nasıl görüyorsunuz?” sorusunu yanıtlayan Kabukcuoğlu, “Siyasi konjonktür birbirine yakın olan partiler küçük parti zararlı çıkar büyük parti karlı çıkar. Cumhur ittifakında MHP ve AK Parti’nin birbirine yakın olmaları bu şekilde etkileşime giriyor. Bu ittifakta MHP eriyor. Oylar da düştü. Anketlerde görüyorsunuz. Bunun yanında zıt fikirli partilerin kurduğu ittifaklarda bu durum yaşanmıyor. CHP’ye gidecek oylar CHP’ye geliyor, İYİ Parti’ye gelecek oylar orya gidiyor. Herkes kendi kaynağından beslenmeye devam ediyor. İkisi de karlı çıkmış oluyor. Ama bir dahaki seçime ittifak olur mu olmaz mı diye bir şey söylemek zor. Ama şu anda biz kendi yolumuzda gidiyoruz” ifadelerini kullandı. 

ERKEN SEÇİM KURTULUŞ OLABİLİR
Hükümetin her konuda başarısız olduğunu kaydeden Kabukcuoğlu şöyle devam etti: “Hükümet her konuda çok başarısız. 2004 yılında kişi başı milli gelir 6 bin 21 Dolar. ABD’de ekonomik enflasyon da dikkate alındığında bunun karşılığı 8 bin 296 dolar. Yani 2004’dün 6 bin 21 Doları bugün 8 bin 296 doları. Bizim hükümetimizin bu sene söylediği kişi başına gayri safi milli hâsıla 8 bin152 dolar. Şu anda Türkiye kalkınma olarak 2004 seviyesinde. 2004’ün de azıcık altında. Ben size işsizliği mi söyleyeyim, eğitimi mi söyleyeyim, memleketin bölünmüşlüğünü mü söyleyeyim. Ülkenin bölünmüşlüğünü mü söyleyeyim. Onların gösterdiği işsizlik yüzde 13 mertebesinde, ama DİSK-AR’ın yaptığı araştırmada 10,5 milyon civarında COVID nedeniyle kayıp var. Bunları toplam dikkate aldığınızda toplam işsizlik yüzde 29,3. Böyle bir de son zamanlarda bir harika buldular. TÜİK. TÜİK verilerine göre nüfus artıyor, istihdam azalıyor. Ama ne hikmetse işsizlik de azalıyor. Bunlar katakulliye getirilen işler. İşsizlik çok fazla, gençlerin 3’te 1’i işsiz. Yüzde 28 civarında ne okula giden ne de iş arayan genç var. Genç üniversiteye gidiyor, kredi alıyor. Ama kredisini ödeyemiyor, çünkü işe giremiyor. Yapılandıra yapılandıra sistin sene gidecek. Tuhaf bir tutum içindeyiz. Eğitimde durumumuz facia. Üniversitelerin sayısı artıyor kalitesi artmıyor. Yayınlarımız çok düşük. 4-5 yıl çocuk liseyi bitirdi. Okulu bitiremezse iş arayacak. Hükümet de bundan kurtulmak için yıl daha buraya devam et diyor. PİSA sınavları çok kötü. 2003’te bizim çocukların yeri 30 iken şimdi 40’a düşmüş. Devamlı kaybediliyor. Bu hükümetin hangi ihracatını derseniz deyin bu çok güzel diyecek bir şey yok. Millet zaten açmazda. Milletin borcunu görüyorsunuz. 2002’de 1.9 milyar borçlanmış. 2018’de 399 milyar borçlanmış bunun 11 milyarı takibe düşmüş. Borçlanıyor borçlanınca da ödeyemiyor. Ne yapsın zaten iş yok. Alım gücü düştü. En çok belini büken işsizlik. Bir de öyle anlatıyor ki vatandaşa ben eriyip bitiyorum. Eriyorum yok oluyorum. 3,5 kişi kısa çalışma ödeneği adı. Bunların aldığı bin 700 lira civarı. 2 milyon kişi ücretsiz izne ayrıldı. Bunlar da ayda bin 172 lira ile geçinecekler. Mümkün mü bu? Eğitimde durum hakikatten çok kötü. Bu hükümet eğitimi önemsizleştirdi. Bizim kurtuluşumuz eğitimde. İyi yetişiş gençlerimiz olacak ve Türkiye’yi iyi yere getirecekler. Onun yerine cahil cühela insan yetiştiriyorlar. Bu gidişle de zaten ülke orta gelirden kurtulamaz. Hep böyle gideriz. Adalet olması lazım, eğitim olması lazım. Adaletin de geniş kapsamlı olması lazım. Biri beni aradı polislik sınavından 90 almış. 80 alan kişi mülakatta geçmiş, 90 alan kalmış. Herkes artık evladına iş bulabilmek için AK Partili tanıdık arıyor. Burada iki tane kötülük yapıyorsunuz. Bir tanesi gece gündüz çalışan ve liyakatlı çocuğun hakkını yiyorsun. Bir diğeri de ehliyetsiz insanın eline bırakıyorsun. Yani devlete kötülük yapıyorsun. Bu durumda erken seçim kurtuluş olabilir. Çünkü yaptıkları her şeyi kötü yapıyorlar.”

AKIL SIĞACAK ŞEYLER DEĞİL
Asgari ücret ile ilgili konuşan Kabukcuoğlu, “18 yıldır iktidarda olan cumhurbaşkanıyla geldiğimiz noktada şu. Biz ize acı reçete vereceğiz. Ve burada büyük ihtimaldir ki yüzde 3-5 gibi bir artış olacak ve asgari ücret öyle gidecek. Bir açlık sınırını çıkartsınlar. Dört kişilik ailenin Türkiye’de neyle yaşayacağını. Bunula ilgili zaman zaman rakamlar açıklanıyor. Ama insanca yaşamak için görüyorsunuz ev kirası bin lira, doğalgaz elektrik bir tarafta o yüzde 2-3 bin lira asgari ücret kurtarmaz. İnsanca şey neyse hesabı çıkartılmalı ve TC vatandaşlarına bunu vermeli. Bir taraftan habire Şehir Hastaneleri yapılıyor. Bir ülke, ülke çocuklarına borç bırakır mı? Şehir Hastanelerine ayrılan bütçe 16,5milyon lira. Nadir bir element vardır. Dünyada bir yerde bulmuşsunuzdur. Ben bunu alayım dersiniz. Eskişehir’de 2 tane devlet hastanesi vardı. Eski devlet hastanesinin 900 yatağı vardı. Eskişehir Devlet Hastanesi dururken hava hastanesi dururken 600 yataklıydı. Şehrin 9 km dışına hastane yaptılar. Eskişehir’de 28 tane ikili eğitim gören okul var.  Bunlara eğilsene. Eski devlet hastanesini yıktı, hava hastanesi boş. Yunus Emre Hastanesi hizmet veriyor. Şehir Hastanesini çalışır göstermek için eski devlet hastanesini kapattı. Neden kapatıyorsun? İsteye oraya gitsin. Neden rekabet yapamıyorsun. Bunlar akıl sığacak şeyler değil” ifadelerini kullandı.

SAĞLIK ORDUSU ÇOK GÜÇLÜ
“Türkiye bir defa olağanüstü bir durum geçiriyor” diyen Kabukcuoğlu, “Savaş gibi bir şey, deprem gibi. Bir doğal afet. Bir hemşire kolay yetişmez. Böyle ha deyince hemşire ithal etme şansımız yok. Sıkıntı yalanıyor, sağlık çalışanlarının çok sorunu var. Bakanla karşılaştığımızda konuştuk. O da farkında ama karşısında dediğim dedik bir insan var. Bu durumda sağlık bakanı da şikâyetçi. Bir sıkıntı var ve sağlık çalışanı çok çalışıyor ve canını veriyor. 166 sağlık çalışanı canını verdi. Bu hastalığı meslek hastalığı saymıyorlar. Madem bu afet, ece gündüz çalışamıyor, evine gidemiyor, çocuğunu göremiyor. Bu fedakarca çalışan insanlara gerekli müsamaha gösterilmiyor. Bunu İYİ Parti olarak meclis başkanlığına müracaatımız oldu. Hayatını kaybedenler şehit sayılsın dedik kabul etmediler. Meslek hastalığı sayılsın dedik kabul etmediler. Aile hekimleri için ek ödeme vereceğiz dedi. Cumhurbaşkanından bunu geçiremedi o da olmadı. Sıkıntılar yaşıyoruz. Ama TC’de sağlık baştan beri çok kuvvetli. Biz dünyada ikinci kalp nakli yapan milletiz. Hulisi Behçet gibi bilim adamlarımız var. Sağlık ordusu çok güçlü bir ordu. Zaten başka bir ülkenin milletin sağlık çalışanlarının omzuna binseydi zaten çökerlerdi. Pek çok ülkede de çekti” dedi.

TEST SAYISI ARTARSA YÜKÜMÜZ AZALIR
Koronavirüslemücadeyi değerlendiren Kabukcuoğlu, “Bu mücadeleyi sırf sağlık sektörüne yükleyerek yapamazsınız. Habire şehir hastanesi açıyorlar ben ona da karşıyım. Mesela bizim testlerimiz diğer ülkelerin yaptığı testlerin 4’de 1’i kadar. Burada biz şehir hastanesine ayırmak yerine testlere ayırmak durumundayız. COVID testini ne kadar çok yaparsak o kadar insan yakalarız. Yakalanan insanları aşağı yukarı yapılmayanları da katarsanız 10 misli hasta var deniliyor. Bu hastayı düşürmek için testi çok yapmalıyız. Hastane yapmak çare değil. Test sayısını artırırsak yükümüz azalır. İkincisi Türkiye zaten ekonomik olarak çıkmazdaydı COVID’den önce. Bizim ocakta da kötüydü kasımda da kötüydük. Ondan sonra da COVID tuz biber oldu. Sonra tamamen sosyal olarak çöktük. Şimdi çalıştırmasa para veremiyor. Öyle olunca sosyal hayatı serbest bırakmak zorunda kalıyorlar ve esnafa işbaşı yaptırıyorlar. Öyle olunca da bizim millet de bu şartlara çok uymuyor. Maske mesafe konusuna çok uymuyor. Böyle olunca da hastalık nüksedip gidiyor. Siz dünyanın bütün hastanelerini buraya getirseniz gerekli sosyal kontrolü yapamazsanız sağlık ordusu bu işin altından kalkamaz. Türkiye’de yaşanan bu oldu. Sağlık ordusu gerekeni yapıyor. Bizim doktorlarımızın bulduğu değişik uygulama protokolleri var. Dünya tarafından da kabul edildi. Ama sen gerekli sosyal imkanları sağlamazsan, adama ücretini ver işsizliğini düşünme istediğim zaman çalıştırırım demezseniz insanlar bu parayla geçinemez normal hayat geçerseniz COVID patlar gider. Problem sağlık ordusunun problemi değil, hükümetin problemi. Hükümetin getirdiği yoksulluğun problemi” diye konuştu.

RAKAMLAR NÜFUSLA UYUMLU DEĞİL
“Vaka sayılarının doğru olduğuna inanıyor musunuz?” sorusunu yanıtlayan Kabukcuoğlu, “Vaka sayılarını bakanla da tartıştık. Yağmur yağdı, gök çatladı 72’sinin ödü patladı gibi bir söz var ya bize bir açılıma getiriyor. Ama bizimle aynı nüfusa sahip ülkelerin ve daha çok söz dinleyen ülkelerin vaka sayısı bizimkinin 4 misli gibi. Ayrıca bunun yanında da mezarlıklar müdürlüğünün açıkladığı rakamlar var. onları topladığınız zaman verilen ölüm ruhsatındaki sayılara göre açıklanan rakam çok fazla. Bu rakamlar bizim nüfusla uyumlu rakam değil” dedi.

VATANDAŞ TOPRAK MI YİYECEK
Son alınan tedbirleri değerlendiren Kabukcuoğlu, “Sosyal hayatı serbest bırakırsanız iki şey var. Bir tanesi altından kalkamayacağınız ölüm olur. Bu bizim de yakınım olur ve çok üzülürüz. Onun yerine zararı yok. Bunu yoksulluk çeken vatandaşa anlatmak zor ama bu devlet kusuru. Bu insanlara yeteri yardımları sağlamalı. Vatandaşı rahatlatmalı, ihtiyacı karşılanmalı. Ne yapacak vatandaş evde toprak mı yiyecek” ifadelerini kullandı.

KÜTAHYA DAHA İSTEKLİ
Eskişehir, Kütahya ve Bilecik’teki İYİ Parti oylarını değerlendiren Kabukcuoğlu, “Kütahya’ya gittiğimin sayısı yok. Eskişehir’in ben köylerini geziyorum. Pandemi olmasa geçen hafta ve bu hafta da giderdim ama devlet böyle bir karar almış, benim de gidip siyasi faaliyette bulunmam yakışmaz. Yalnız köylerde ilgi muazzam. Çifteler’in, İnönü’nün, Mihalıççık’ın köylerini gezdik ilgi muazzam. Eskişehir’de siyaset biraz daha üst seviyede yükseliyor. Eskişehir insanı gündemi biraz daha iyi takip ediyor. Kütahya’da Bilecik’te insanlar uçuyor. Biz orada iki milletvekili rahat çıkartırız. Kütahya aha çok heyecanlı daha çok istekli” diye konuştu.

MEYVE VEREN AĞAÇ TAŞLANIR
Program sonunda son cümleleri sorulan Kabukcuoğlu, “Meyve veren ağacı taşlarlar. Biz İYİ Parti olarak o durumdayız. Baştan da söylediği gibi 60-70 sandalyemiz olsun derdinde değiliz. Biz iktidar olma derdindeyiz. Bu gayet çabalarımız bunun için. Sahadaki çalışmalarımızı ve anketteki sonuçları herkes görüyor. Böyle olması da gerekli faaliyette bulunmayan partileri kızdırıyor. Onun yerine etik olmayan yollarla bizi yıpratmaya çalışıyorlar. Ama İYİ Parti yükselip gidecek. Çünkü İYİ Parti’nin yalnız kendi çabası değil toplumun da karşılığı olan parti toplumun talebi bu yönde biz siyasetten memnunuz” dedi.
 
 

Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar

Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Eskişehir Yenigün GazetesiHaber Yazılımı Haber Scripti