6 Kasım 2018 02:09
-A +A
Kerem Akyıl

Kerem Akyıl

Fuat Çapa’nın başarısı

Kerem Akyıl yazdı.

Osmanlıspor maçını 1 – 0 kazanarak çok önemli bir 3 puanı hanemize yazmayı başardık. Şimdi çok zorlu bir deplasmana gidiyoruz. Elazığ maçı bizim için final maçı gibi olacak. Hiç istemeyiz, ancak rakibimize yenilsek bile 1 puan önlerinde olacağız. Bu durum bizim için bir avantaj. Eğer kazanırsak puanımızı 14’e yükseltiriz ki, rahat bir nefes alırız. Berabere kalsak da aramızdaki 4 puanlık farkı muhafaza ederiz. Ben Elazığ maçından 1 puan almaya razıyım.
Lige moralsiz başladık. Nasıl moralli olacaktık ki? Yaptığımız transferleri bile sahaya süremedik. Transfer tahtasının açılmama ihtimali halen mevcut. Genç futbolcularımıza güvenmedik. Ancak bu durum psikolojikti. Zira geçen sene de 11’inci haftada sadece 8 puanımız vardı. Anlı – şanlı futbolculara sahip olan ve 3 puanı silinen takımımız 11 hafta geride kaldığında 11 puan toplamıştı.
Şimdi yine 11 puanımız var. Genç futbolcularımıza güvenmemiz lazım. Enseyi karatmanın âlemi yok.
Osmanlı maçında zaman zaman rakibimizin oyun kurmasını engelleyemedik. Ancak maçın hiçbir bölümünde oyunun kontrolünü kaybetmedik. Ligin ilk haftalarında futbolcularımız savunma yapmakla yetiniyor, kazandığı topları ileriye şişirerek gol arıyordu. Fakat Osmanlı maçında da gördük ki, oyuncularımız pas yapmaya, oyunu daha bilinçli kurmaya başlamışlar. Bu durum teknik direktörümüz Fuat Çapa’nın başarısıdır.
Fuat Çapa’nın iyi bir kariyeri olduğunu biliyorum. Ancak hangi senelerde, nasıl başarılar elde etmiş, ne tip zorluklarla karşılaşmış, işin orasını bilmiyorum. Fakat tahminim ediyorum ki hayatının en zor sezonunu geçiriyor. Ünlü filozof Friedrich Nietzsche “Beni öldürmeyen acı güçlendirir” demiş. Bu sezonun Fuat Çapa’yı daha da güçlendireceğini düşünüyorum. Muhtemelen hayatının en zor sezonunu yaşıyor. Moralini bozmayıp, bu sezonun tadını çıkartmasını tavsiye ederim. Çok az teknik direktör, bu kadar zor bir sezon yaşamıştır. Sayın Fuat Çapa aynaya baktığı zaman kendisiyle gurur duyabilir.
 

Yılmaz Hoca haklı ancak
Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli savaş muhabirlerinden biri olan Emre Aygen’in yönetiminde bir fotoğraf sergisi düzenlendi. Sayın Aygen’in öğrencilerinden biri de benim. Kendisinin gazetecilik anlayışı, her zaman yolumuzu aydınlatmıştır. Ölümünün 12’inci yıl dönümünde Bülent Ecevit temalı fotoğraf sergisi büyük ilgi gördü. Sergiyi ziyaret eden isimlerden biri de Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’di.
Yılmaz Büyükerşen, “Ecevit dış ve iç politikadaki vizyonu, güçlü liderliği ve dürüstlüğüyle Türk siyasi hayatının büyük devlet adamlarındandı… Ecevit’i, vefatının 12’inci yılında rahmet ve minnetle anıyorum” ifadelerinde bulunmuş ve “Ecevit güçlü bir liderdi” demiş.
Kıbrıs Fatihi Bülent Ecevit’i ben de saygı ve minnetle anıyorum. Ayrıca Yılmaz Büyükerşen’e de katılıyorum, Ecevit gerçekten de güçlü bir liderdi. Ancak katılmadığım bir nokta var; büyük lider değildi. Rahmetli Ecevit’in en büyük kabahati, kendisinden sonra gelecek bir ‘İkinci adam’ yetiştirmemesiydi. Nitekim kendisi Hakk’ın rahmetine kavuştuktan sonra, partisi de eriyip gitti. Bunu en iyi Sayın Büyükerşen bilir.
Rahmetli Ecevit de tıpkı Yılmaz Büyükerşen gibi güçlü bir liderdi. Ancak ‘Büyük lider’ değildi. Büyük liderler kendisinden sonra ülkenin, partisinin veya yönettiği şehrin geleceğini hesaplayan liderlerdir. İkinci adam yetiştirmekten rahatsız olmayan kişilerdir. Tıpkı Atatürk’ün İnönü ve Bayar’ı yetiştirdiği gibi… O yüzden Atatürk’e ‘Büyük lider’ diyoruz. Ancak Ecevit’e sadece ‘Güçlü lider’ diyebiliyoruz.
Ecevit ‘Van minut Meydan Savaşı’nı kazanmadı, Kıbrıs Savaşı’nı kazandı. Ecevit Afyon Krizi esnasında Amerika’ya haddini bildirdi. “Eyyy Amerika!” diye arslanlar gibi kükreyip, uslu bir kedi gibi Amerika’nın talimatlarını yerine getirmedi. Rahmetli Ecevit sahte kabadayı değildi. Kendisini rahmet ve minnetle anıyoruz. Gerçekten güçlü bir liderdi, ama büyük bir lider olamadı. İkinci adam yetiştiremeyen, “Benden sonra ne olursa olsun” diyen liderler güçlü olabilir ancak büyük lider olamaz. Umarım bütün politikacılarımız ders alır…
 

Eskişehir Emniyetini tebrik ederim
Eskişehir'de düzenlenen yasa dışı kumar operasyonunda, mutfak tüpünün içerisine gizlenmiş ekipmanlar bulundu. Daha önce tavan arası, kalorifer peteği ve mutfak dolabının ardından son olarak tüp içerisine kurulan düzenek 'pes' dedirtti.
Polis olmak istemezdim. Kutsal ancak bir o kadar da zor bir meslek. Gezi olaylarında kendi vatandaşınız size küfür eder. Bakkalınız – manavınız size mesafeli davranır. Ancak bir gurup manyak darbe mi yapmaya kalktı, ilk iş sizin tepenize bomba atar. Bir kahraman polis tabancasını çekerek ve ölüme dahi gülerek kalaşnikoflu üç teröristle çatışmaya girer. Kendi canını verir ama İzmir Adliyesine düzenlenecek bombalı eylemi de engeller. Arkasında kendisini seven bir kadın bırakır. Babalarının kokusunu özleyen yetimler bırakır. Kaç paralık maaş buna değer?..
Fakat bazen polis olmaya da özenmiyor değilim. Mesela söz konusu kumar operasyonunu yapan polislerin arasında olmak isterdim. Muhtemelen asayiş ekipleri mutfak tüpünün içindeki kumar aletlerini görünce sabahlara kadar gülmüşlerdir.
Kumarı basit bir kabahat olarak görmemek lazım. Kumar bir pislik yuvasıdır ve bulunduğu ortamda uyuşturucusundan silah kaçakçılığına kadar her türlü mikrobu yetiştirir. Eskişehir emniyetini tebrik ederim. Onların sayesinde huzurlu hayatımızı devam ettiriyoruz.
 
Günün Sözü
Beni öldürmeyen acı güçlendirir.
Friedrich Nietzsche
 

Facebook'ta paylaş butonu
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Sayfalar
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...

Eskişehir Yenigün GazetesiHaber Yazılımı Haber Scripti